Avrupa’dan Türkiye’ye atık akışı sürüyor: Mersin Limanı’nda yasa dışı sevkiyat baskısı
Türkiye, Avrupa’dan gönderilen atıkların başlıca adresleri arasında yer alırken, Mersin Uluslararası Limanı’nda denetime takılan yasa dışı tekstil ve plastik atıklar ticareti aksatıyor ve çevre risklerini artırıyor. OLAF’ın incelemeleri binlerce ton uygunsuz sevkiyatı ortaya koydu.
Türkiye, Avrupa’dan yapılan atık sevkiyatlarında öne çıkan varış noktalarından biri olmaya devam ediyor. Mersin Uluslararası Limanı (MIP), yasa dışı atık girişlerinde başlıca kapılardan biri olarak dikkat çekiyor.
Limanda denetim amacıyla bekletilen binlerce ton tekstil ve plastik atığın, konteyner akışını yavaşlattığı ve ticareti aksattığı; gemilerin günlerce açıkta beklediği ve bunun ithalatçı ile ihracatçı firmalara ek maliyet getirdiği ifade ediliyor.
Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Ofisi’nin (OLAF) yürüttüğü incelemeler sonrasında yapılan denetimlerde, Türkiye’ye gönderilen konteynerlerde yaklaşık 4 bin 200 ton yasa dışı tekstil atığı tespit edildi. Ortak operasyonlarda Mersin Limanı’nda yanlış beyan edilen 768 ton tekstil atığına da el konuldu.
Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Başkanı Sabahat Arslan, ithal edilen atıkların yalnızca yüzde 7–8’inin geri dönüştürülebildiğine dair iddialar bulunduğunu, geri kalan kısmın dere yataklarına, denize, ormanlık alanlara ve kanalizasyona bırakıldığına ilişkin ciddi şikayetler aldıklarını belirtti. Arslan, son dönemde Mersin kıyılarında görülen plastik atıkların da geri dönüştürülemeyen ithal atıklardan kaynaklanabileceğini dile getirdi.
Çin’in 2018’de plastik atık ithalatını yasaklamasının ardından Türkiye, Avrupa’nın atık ihracatında daha belirgin bir merkez haline geldi. Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği, 2024 yılında Türkiye’ye 426 bin tonu plastik olmak üzere toplam 12,25 milyon ton atık ihraç etti.
Araştırmacı Berk Butan, Avrupa Birliği’nin 2026’da yürürlüğe girecek yeni düzenlemesiyle OECD üyesi olan Türkiye’nin daha fazla plastik atıkla karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekerek, geçici kota uygulamaları yerine kalıcı ithalat yasağının gerekli olduğunu savundu.
