Thursday, 23 July 2026 | İstanbul 24°
USD/TRY 38,42 EUR/TRY 41,87 ALTIN 3 240 BIST 100 10 740
SON DAKİKA
Datça açıklarında İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma deniz mayını imha edildi Borsa İstanbul günü yükselişle kapattı Eurasia Review analizi: Türkiye’nin NATO’daki rolü ve gelecek 10 yıla dair öngörüler CHP’de 4 il teşkilatı feshedildi, 5 ile yeni başkan atandı Bodrum Türkbükü’nde deniz tabanından yaklaşık 650 kilo atık çıkarıldı Yunanistan’ın Ege adalarında kuraklık: Yedi adada OHAL, su kısıtlamaları devrede Datça açıklarında İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma deniz mayını imha edildi Borsa İstanbul günü yükselişle kapattı Eurasia Review analizi: Türkiye’nin NATO’daki rolü ve gelecek 10 yıla dair öngörüler CHP’de 4 il teşkilatı feshedildi, 5 ile yeni başkan atandı Bodrum Türkbükü’nde deniz tabanından yaklaşık 650 kilo atık çıkarıldı Yunanistan’ın Ege adalarında kuraklık: Yedi adada OHAL, su kısıtlamaları devrede
Ana Sayfa / Dünya / Haber
DÜNYA 3 dk okuma

Eurasia Review analizi: Türkiye’nin NATO’daki rolü ve gelecek 10 yıla dair öngörüler

Eurasia Review’de yayımlanan kapsamlı analiz, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası değişen güvenlik ortamında Türkiye’nin NATO’daki konumunun coğrafyanın ötesinde askeri kapasite, savunma sanayii ve diplomasiyle şekillendiğini vurguluyor.

Kaynak: Karadeniz Tellalı

Uluslararası yayın organı Eurasia Review’de yayımlanan analiz, Rusya-Ukrayna Savaşı ile değişen Avrupa güvenlik denkleminde Türkiye’nin NATO içindeki rolünün yeniden tanımlandığını belirtiyor. Çalışmaya göre Ankara’nın stratejik ağırlığı artık yalnızca jeopolitik konumundan değil, askeri kapasitesi, gelişen savunma sanayii ve kriz dönemlerinde üstlendiği diplomatik rollerden kaynaklanıyor.

Analiz, Karadeniz’in 2022’den bu yana Avrupa güvenliğinin merkezlerinden biri haline geldiğini, enerji koridorları, ticaret yolları, askeri hareketlilik ve deniz güvenliğinin NATO planlamasında kritik başlıklar olarak öne çıktığını aktarıyor. Türk Boğazları’nı kontrol eden tek NATO üyesi olarak Türkiye’nin bu tabloda benzersiz bir konuma sahip olduğu ifade ediliyor.

Montrö Sözleşmesi’nin uygulanması kapsamında savaşan tarafların savaş gemilerine yönelik geçişlerin kısıtlanması, analizde uluslararası hukukun bölgesel istikrarı korumadaki rolüne örnek gösteriliyor. Ankara’nın kriz yönetimindeki performansı bu bağlamda dikkat çekici bulunuyor.

Askeri kapasiteye ilişkin bölümde, Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük daimi silahlı kuvvetlerine sahip olduğuna işaret ediliyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin NATO görevleri, terörle mücadele, barışı koruma misyonları ve sınır ötesi harekâtlardan edindiği tecrübenin, İttifak’ın caydırıcılığı ve hızlı reaksiyon kabiliyetine önemli katkı sunduğu değerlendiriliyor.

Analiz, Türkiye’nin son yıllarda yerli savunma sanayiine yaptığı yatırımların stratejik etkisine de vurgu yapıyor. Baykar, TUSAŞ, Roketsan ve ASELSAN gibi şirketlerin geliştirdiği teknolojilerin dışa bağımlılığı azaltırken NATO’nun kolektif savunma kapasitesine katkı verdiği belirtiliyor. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın insansız hava araçları, hassas güdümlü mühimmat, elektronik harp ve istihbarat odaklı operasyonların önemini göstermesiyle, Türkiye’nin bu alanlardaki birikiminin modern savaş teknolojilerinde öne çıkmasını sağladığı ifade ediliyor. Türk savunma ekosisteminin NATO’nun modernizasyon sürecinde kilit bir payanda haline geldiği değerlendirmesi yapılıyor.

Diplomasi başlığında ise Türkiye’nin savaş boyunca hem Kiev hem de Moskova ile temas kurabilen az sayıdaki ülke arasında yer aldığı vurgulanıyor. Bu yaklaşımın Karadeniz Tahıl Girişimi gibi süreçlerin yürütülmesine imkân verdiği ve NATO açısından stratejik bir avantaj oluşturduğu kaydediliyor. Türkiye’nin Avrupa, Karadeniz, Kafkasya ve Orta Doğu’nun kesişimindeki konumunun, daha karmaşık bir güvenlik ortamında hareket etmesini gerektirdiği; bunun da diplomatik esnekliği artırdığı ifade ediliyor.

Gelecek döneme ilişkin olarak analiz, Rusya-Ukrayna Savaşı sona erse dahi Avrupa’nın uzun yıllar jeopolitik rekabet, askeri modernizasyon ve bölgesel istikrarsızlık başlıklarıyla karşı karşıya kalacağını öngörüyor. NATO’nun bu süreçte savunma sanayii iş birliği, teknolojik yenilik, hızlı askeri hareket kabiliyeti ve bölgesel dayanıklılığa daha fazla ağırlık vermesi bekleniyor.

Eurasia Review’deki değerlendirmeye göre Türkiye; askeri kapasitesi, savunma sanayii yetkinlikleri, operasyonel deneyimi ve çok yönlü diplomatik bağlantıları sayesinde önümüzdeki on yılda İttifak içinde daha da kritik bir konum üstlenecek. Türkiye’nin rolü, yalnızca sınırları içiyle sınırlı olmayan, Euro-Atlantik güvenliğinin şekillenmesinde etkili bir “kilit aktör” olarak tanımlanıyor.

Kaynak: Milliyet

Benzer bir gündem başlığında, İsrail’de yayımlanan bir analiz Ankara’daki NATO Zirvesi öncesinde Türkiye’nin savunma sanayisindeki kapasite, ihracat ve teslimat hızını öne çıkarırken Avrupa’nın artan savunma ihtiyacında Türkiye’nin giderek daha belirleyici bir aktör haline geldiğini değerlendiriyor; İsrail basınındaki Türkiye’nin savunma sanayisi analizi.

İlgili Haberler