Ahmet Arif Denizolgun’un 2016’daki ölümü yeniden soruşturuluyor: Feth-i kabir kararı ve otopsi kayıtları tartışması
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Alihan Kuriş Suç Örgütü” ana soruşturması kapsamında, eski bakan ve Süleymancılar Cemaati’nin eski lideri Ahmet Arif Denizolgun’un 2016’daki şüpheli ölümü dosyası yeniden açıldı. Feth-i kabir kararı verildi; otopsi kayıtları ve tanık beyanları dosyada inceleniyor.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, “Alihan Kuriş Suç Örgütü” ana soruşturması kapsamında, eski bakan ve Süleymancılar Cemaati’nin eski lideri Ahmet Arif Denizolgun’un 2016’da meydana gelen şüpheli ölümüne ilişkin dosyayı yeniden ele aldı. Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yetkisizlik kararıyla celp edilen dosyada feth-i kabir kararı verildi. Denizolgun’un naaşının çıkarılarak Adli Tıp Kurumu’nda yeniden incelenmesi planlanıyor.
Soruşturma dosyasına giren tanık ifadeleri, resmi yazışmalar ve adli raporlar inceleniyor. Ankara’da yürütülen bir soruşturma kapsamında ifade veren Rüstem Şahin, mevcut cemaat lideri Alihan Kuriş’in olay günü bir telefon görüşmesinin ardından çevresine “dayımı öldürdüler” dediğini öne sürdü. Aynı beyana göre, Kuriş’in yanında bulunan Yunus K. cenazenin bulunduğu Beykoz’daki adrese gönderildi; daha sonra Kuriş’in dışarıdan bir grupla gelerek Yunus K.’yı binadan dışarı çıkardığı iddia edildi. Şahin, ayrıca Kuriş’in yakın çevresinden bir doktor (H.R.T.) aracılığıyla, kendisinin cemaatin başına getirileceğine dair konuşmalar yapıldığının aktarıldığını ileri sürdü. Bu beyanlar savcılık dosyasında tanık anlatımı olarak yer aldı.
Savcılık ile Adli Tıp Kurumu (ATK) arasındaki yazışmalarda, ilk otopsiye ait görsel kayıtlara ilişkin tartışmalar öne çıktı. 24 Şubat 2026 tarihli yazıyla otopsi sırasında video/fotoğraf kaydı olup olmadığı soruldu; 12 Mart 2026’da ATK İstanbul Morg İhtisas Dairesi yalnızca fotoğrafların bulunduğunu bildirdi. 1 Haziran 2026’da fotoğraf ve varsa videoların tamamının CD ortamında gönderilmesi talep edildi. 14 Temmuz 2026’da savcılığa ulaşan CD’de 145 fotoğraf bulunduğu, video kaydı yer almadığı tutanak altına alındı. 16 Temmuz 2026 tarihli yanıtta ATK, otopsi esnasında video kaydı bulunmadığını bildirdi. Müşteki vekili Av. Hakan Karakuş, standart uygulamalara aykırılık iddiasıyla ilgili sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu.
İlk otopsi raporunda imzası bulunan Uzman Dr. Yusuf İslam Duman’ın FETÖ ile irtibatına dair kayıtlar bulunduğu, ByLock kullandığı ve daha önce gözaltına alındıktan sonra etkin pişmanlıktan yararlandığı, soruşturma belgelerine yansıyan bilgiler arasında yer aldı. Söz konusu ilk raporda vefat “doğal beyin kanaması” olarak değerlendirilmişti. Bu tespitin soruşturma kapsamında yeniden irdelendiği belirtildi.
Dosyadaki 8 Eylül 2016 tarihli ATK raporuna göre, ceset çürüme sıvısında normal değerlerin üzerinde baryum, arsenik, kadmiyum, nikel ve cıva tespit edildi. Feth-i kabir işlemi sonrası ATK’nın, bu maddelerin vücuda girişine ilişkin daha ileri değerlendirme yapması bekleniyor.
Olay günü Beykoz’daki adreste bulunan Türkmenistan uyruklu çalışan Rufat Kadyrow’un ifadelerinde, Denizolgun’dan yaklaşık 36 saat haber alınamamasına rağmen içeri girmeden beklediğine dair beyanları dikkat çekti. Ölü muayene tutanağında, boynun sol alt kısmında yaygın ekimoz alanı kayda geçti. Bu bulgunun, dış müdahale ihtimalini gündeme getirdiği; ayrıca ağızdan uzun süre köpüklü kan gelmesine ilişkin kayıtların klasik beyin kanaması tanısıyla çeliştiğinin değerlendirildiği dosyada yer aldı.
Soruşturma, tanık beyanları, adli raporlar ve yeni yapılacak incelemelerle sürdürülüyor.
