Sunday, 1 November 2026 | İstanbul 19°
USD/TRY 49,86 ▲ EUR/TRY 55,82 ▲ GBP/TRY 67,02 ▲ CHF/TRY 60,83 ▲
SON DAKİKA
Ünal Üstel’den GKRY’nin Doğu Akdeniz faaliyetlerine tepki Rumen milletvekili Constantinescu: Rusya-NATO çatışması önlenmeli Bahçeli’den “100 İl 1000 İlçe” önerisi: 19 yeni il, 78 yeni ilçe Binance, siber saldırı kaynaklı kayıpların yüzde 90’ını karşıladığını açıkladı Milli eskrimciler Gothenburg’dan 4 madalyayla döndü Zelenskiy: Ukrayna, Türkiye’deki üçlü liderler toplantılarını destekliyor Ünal Üstel’den GKRY’nin Doğu Akdeniz faaliyetlerine tepki Rumen milletvekili Constantinescu: Rusya-NATO çatışması önlenmeli Bahçeli’den “100 İl 1000 İlçe” önerisi: 19 yeni il, 78 yeni ilçe Binance, siber saldırı kaynaklı kayıpların yüzde 90’ını karşıladığını açıkladı Milli eskrimciler Gothenburg’dan 4 madalyayla döndü Zelenskiy: Ukrayna, Türkiye’deki üçlü liderler toplantılarını destekliyor
Ana Sayfa / Siyaset / Haber
SIYASET 17 dk okuma

Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedir? Türkiye Boğazlarda ne kadar söz sahibi?

Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedir? Türkiye Boğazları kapatabilir mi? Savaş gemileri, ticaret gemileri ve Karadeniz'deki geçiş kuralları.

Habere ait görsel · Karadeniz Tellalı foto servisi

İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın geçiş rejimini belirleyen Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’nin Karadeniz güvenliğindeki en önemli diplomatik araçlarından biri. Peki Ankara hangi gemilerin geçişini engelleyebilir, savaş sırasında hangi yetkilere sahip ve NATO ile Rusya arasındaki dengede neden kilit rol oynuyor?

İstanbul Boğazı’ndan geçen bir ticaret gemisi, Karadeniz’e girmek isteyen bir Amerikan savaş gemisi ya da Akdeniz’deki üssüne ulaşmayı hedefleyen bir Rus donanma unsuru…

Bu gemilerin Türk Boğazları’ndan geçişi aynı kurallara tabi değil.

20 Temmuz 1936’da İsviçre’nin Montrö kentinde imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi’nden oluşan suyolu üzerindeki uluslararası geçiş rejimini düzenliyor.

Sözleşme, bir yandan ticaret gemilerinin geçiş serbestisini güvence altına alırken diğer yandan savaş gemilerine önemli kısıtlamalar getiriyor. Türkiye’ye de bu kuralların uygulanmasında merkezi bir rol veriyor.

Montrö’nün önemini anlamak için önce iki kavramı birbirinden ayırmak gerekiyor: Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliği ve gemilerin uluslararası geçiş hakkı.

Türkiye, kendi egemenliği altındaki Boğazlarda güvenlik ve deniz trafiğini düzenleyebiliyor. Ancak bunu uluslararası sözleşmelerle belirlenmiş yükümlülüklerine uygun biçimde yapmak zorunda.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi neden imzalandı?

Türk Boğazları’nın uluslararası statüsü, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminden itibaren Avrupa diplomasisinin en önemli meselelerinden biriydi.

Karadeniz’e giriş ve çıkışı kontrol eden bu suyolu, Rusya başta olmak üzere bölge ülkeleri için hayati öneme sahipti.

1923 Lozan düzenlemeleriyle Boğazlar için uluslararası bir komisyon oluşturuldu ve Türkiye’nin bazı askerî yetkileri sınırlandırıldı.

Ancak 1930’lu yıllarda Avrupa’da güvenlik ortamı hızla kötüleşmeye başladı.

İtalya’nın Akdeniz’deki genişlemeci politikaları, Avrupa’daki silahlanma yarışı ve yeni bir savaş ihtimali, Türkiye’nin Boğazların savunmasına ilişkin endişelerini artırdı.

Ankara, değişen koşullar nedeniyle mevcut rejimin yeniden müzakere edilmesini istedi.

Bunun sonucunda 20 Temmuz 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Sözleşme 9 Kasım 1936’da kesin olarak yürürlüğe girdi.

Montrö’nün Türkiye açısından en önemli kazanımlarından biri, uluslararası Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılması ve Boğazların askerî güvenliğine ilişkin yetkilerin yeniden Ankara’ya geçmesi oldu.

Türkiye böylece Boğazlar bölgesini tahkim etme ve savunma kapasitesini yeniden kazandı.

Bununla birlikte ticaret gemilerine tanınan geçiş serbestisi korundu.

Sözleşmenin temel mantığı, Türkiye’nin güvenliğini sağlarken Karadeniz’e kıyıdaş ülkeler ile diğer devletlerin denizcilik çıkarları arasında bir denge kurmaktı.

Birleşmiş Milletler Antlaşmalar Koleksiyonu’nda Montrö Sözleşmesi’nin özgün metni ve tarihsel kayıtları bulunuyor.

Türk Boğazları neden bu kadar önemli?

Türk Boğazları, Karadeniz’i Akdeniz’e ve oradan dünya okyanuslarına bağlayan tek doğal deniz yolunu oluşturuyor.

Bu sistem üç ana bölümden meydana geliyor:

  • İstanbul Boğazı
  • Marmara Denizi
  • Çanakkale Boğazı

Karadeniz’e kıyısı bulunan Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya ve Gürcistan’ın deniz ticareti açısından bu güzergâh büyük önem taşıyor.

Aynı zamanda Karadeniz ile Akdeniz arasında savaş gemilerinin hareket edebildiği stratejik bir geçit niteliğinde.

Bu nedenle Boğazlar yalnızca deniz taşımacılığı açısından değil, NATO, Rusya ve Karadeniz ülkelerinin güvenlik politikaları bakımından da önemli.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Türk Boğazları hakkındaki bilgi notunda bölgenin ekonomik ve askerî güvenlik açısından taşıdığı stratejik önemi vurguluyor.

Ancak Boğazların önemi yalnızca uluslararası siyasetten kaynaklanmıyor.

İstanbul Boğazı, milyonlarca insanın yaşadığı bir metropolün içinden geçiyor. Güçlü akıntılar, keskin dönüşler ve yoğun yerel deniz trafiği, geçişleri teknik açıdan zorlaştırıyor.

Bu nedenle ticaretin sürdürülmesi kadar can güvenliği, çevre ve deniz kazalarının önlenmesi de Türkiye için öncelikli meseleler arasında bulunuyor.

Türkiye ticaret gemilerinin geçişini engelleyebilir mi?

Montrö’nün en çok yanlış anlaşılan konularından biri ticaret gemilerinin statüsü.

Sözleşmenin 2. maddesi, barış zamanında ticaret gemilerine bayrakları ve taşıdıkları yük ne olursa olsun Boğazlardan geçiş ve seyrüsefer serbestisi tanıyor.

Bu ilke, Türkiye’nin sırf bir geminin bayrağını veya taşıdığı ticari malı siyasi bakımdan uygun bulmadığı için geçişi keyfî olarak yasaklayamayacağı anlamına geliyor.

Ancak geçiş serbestisi, gemilerin hiçbir denizcilik kuralına tabi olmadığı anlamına da gelmiyor.

Türkiye, uluslararası hukuk çerçevesinde seyir güvenliği için trafik düzenlemeleri uygulayabiliyor.

Bunlar arasında gemi trafiğinin düzenlenmesi, seyir emniyetine yönelik önlemler ve gerekli durumlarda tehlikeli yük taşıyan gemilere ilişkin güvenlik uygulamaları bulunuyor.

Türkiye’nin Boğazlardaki deniz trafik sistemi, radar destekli izleme ve gemi trafik hizmetlerinden yararlanıyor.

Dışişleri Bakanlığı’nın da vurguladığı üzere geçiş serbestisi, kuralsız geçiş olarak yorumlanamaz.

Savaş zamanında ticaret gemilerinin durumu değişir mi?

Evet, ancak bu durum Türkiye’nin savaşa katılıp katılmadığına bağlı.

Türkiye savaşan taraf değilse Montrö’nün 4. maddesi ticaret gemilerinin geçiş serbestisini esas olarak koruyor.

Türkiye’nin savaşan taraf olması halinde ise 5. madde devreye giriyor. Bu durumda Türkiye ile savaş halinde olmayan devletlerin ticaret gemileri, düşmana yardım etmemeleri koşuluyla geçiş hakkını sürdürüyor.

Ayrıca geçişin gündüz yapılması ve Türk makamlarının belirlediği güzergâhın izlenmesi gibi koşullar uygulanabiliyor.

Dolayısıyla Montrö, ticaret gemileri bakımından savaş dönemlerinde bile tüm deniz trafiğinin otomatik olarak durdurulmasını öngörmüyor.

Türkiye savaş gemilerinin geçişini nasıl kontrol ediyor?

Montrö’nün askerî açıdan en önemli hükümleri savaş gemileriyle ilgili.

Ticaret gemilerinden farklı olarak savaş gemilerinin Boğazlardan geçişi, geminin türüne, tonajına, bağlı olduğu ülkeye ve uluslararası güvenlik koşullarına göre sınırlandırılıyor.

En önemli ayrım, Karadeniz’e kıyıdaş ülkeler ile Karadeniz’e kıyısı bulunmayan ülkeler arasında yapılıyor.

Örneğin Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya ve Gürcistan Karadeniz’e kıyıdaş devletler.

ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya ise Karadeniz’e kıyısı bulunmayan devletler arasında.

Bu ayrım, NATO üyeliğinden bağımsız.

Başka bir deyişle Romanya ile ABD aynı askerî ittifakın üyesi olsalar bile Montrö bakımından savaş gemileri için aynı koşullara tabi değiller.

Geçiş için önceden bildirim gerekiyor

Savaş gemilerinin geçişinden önce Türkiye’ye diplomatik kanallardan bildirim yapılması gerekiyor.

Sözleşmeye göre normal bildirim süresi sekiz gün. Karadeniz’e kıyısı bulunmayan ülkeler için bu sürenin 15 güne çıkarılması öngörülüyor.

Bildirimin gemilerin türünü, sayısını, gidecekleri yeri ve geçiş tarihlerini içermesi gerekiyor.

Bu mekanizma sayesinde Türkiye, Boğazlardan geçmesi planlanan yabancı donanma unsurları hakkında önceden bilgi sahibi olabiliyor.

Gemilerin sayı ve tonajı sınırlandırılıyor

Montrö’nün 14. maddesi, aynı anda Boğazlardan geçiş halindeki yabancı deniz kuvvetlerinin toplam tonajını genel kural olarak 15 bin tonla, gemi sayısını ise dokuzla sınırlandırıyor.

Sözleşmede bazı özel gemi kategorileri ve durumlar için istisnalar da yer alıyor.

Öte yandan Karadeniz’e kıyısı bulunmayan devletlerin Karadeniz’de bulundurabileceği toplam askerî tonaj için ayrı sınırlamalar uygulanıyor.

  1. maddeye göre bu toplam tonaj normal koşullarda 30 bin ton. Belirli şartların gerçekleşmesi halinde 45 bin tona kadar çıkabiliyor.

Tek bir kıyıdaş olmayan devletin sahip olabileceği tonaj ise söz konusu toplam sınırın üçte ikisiyle kısıtlanıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın Montrö’nün uygulanmasına ilişkin açıklaması, uygulamada kıyıdaş olmayan ülkeler bakımından 45 bin tonluk toplam sınırı ve 30 bin tonluk ülke bazlı üst sınırı esas alıyor.

ABD savaş gemileri Karadeniz’de ne kadar kalabilir?

Montrö’nün 18. maddesine göre Karadeniz’e kıyısı bulunmayan devletlerin savaş gemileri bölgede 21 günden fazla kalamıyor.

Bu kuralın NATO açısından özel bir önemi var.

ABD, Birleşik Krallık veya Fransa gibi müttefik ülkeler, Karadeniz’e savaş gemisi gönderdiklerinde bu süre sınırlamasına tabi oluyor.

Buna karşılık Karadeniz’e kıyısı bulunan NATO üyeleri Türkiye, Bulgaristan ve Romanya’nın askerî konumu farklı.

Bu düzenleme, Karadeniz dışındaki büyük deniz güçlerinin bölgede sürekli ve sınırsız bir savaş gemisi varlığı oluşturmasını zorlaştırıyor.

Bunun sonucunda Montrö, yalnızca Rusya’nın değil, ABD ve diğer NATO ülkelerinin de Karadeniz’deki deniz faaliyetlerini etkiliyor.

Türkiye’nin stratejik önemi de burada ortaya çıkıyor: Ankara, aynı kuralları hem NATO müttefiklerine hem de Rusya’ya uygulamakla yükümlü.

Uçak gemileri ve denizaltılar Boğazlardan geçebilir mi?

Savaş gemilerinin geçiş kuralları, bütün askerî gemiler için aynı değil.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre uçak gemileri, Karadeniz’e kıyıdaş ülkelere ait olsalar dahi Türk Boğazları’ndan geçemiyor.

Denizaltılar için ise daha sınırlı bir rejim bulunuyor.

Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin denizaltıları, Karadeniz dışında inşa veya satın alınmalarının ardından ilk kez üslerine dönmek ya da Karadeniz dışındaki tersanelerde onarım görmek amacıyla belirli koşullarla geçiş yapabiliyor.

Bu geçişler için Türkiye’ye gerekli bilgilerin verilmesi gerekiyor.

Denizaltıların geçişi gündüz, su üstünde ve tek başına yapılmak zorunda.

Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin denizaltıları ise bu özel geçiş hakkından yararlanamıyor.

Bu ayrıntılar, Montrö’nün modern donanmaların hareket serbestisi üzerinde neden hâlâ önemli bir etkisi olduğunu gösteriyor.

Savaş çıkarsa Türkiye Boğazları kapatabilir mi?

Bu sorunun tek bir yanıtı yok.

Montrö, savaşın niteliğine ve Türkiye’nin konumuna göre üç farklı durum öngörüyor.

1. Türkiye savaşan taraf değilse: 19. madde

Türkiye’nin katılmadığı bir savaşta, savaşan devletlerin savaş gemilerinin Boğazlardan geçişi genel olarak yasaklanıyor.

Ancak sözleşmede bazı istisnalar var.

Bunların en önemlilerinden biri, savaş nedeniyle kendi üslerinden ayrı düşmüş savaş gemilerinin üslerine geri dönebilmesi.

Dolayısıyla 19. madde, savaşan bir devletin bütün savaş gemilerinin her koşulda geçişinin engelleneceği anlamına gelmiyor.

Ayrıca savaşın tarafı olmayan ülkelerin savaş gemileri, barış dönemindeki genel sınırlamalara tabi olarak geçiş yapabiliyor.

2. Türkiye savaşan tarafsa: 20. madde

Türkiye’nin savaşa doğrudan katılması halinde durum önemli ölçüde değişiyor.

  1. madde, savaş gemilerinin geçişini Türk hükümetinin takdirine bırakıyor.

Bu koşullarda Ankara, savaş gemilerinin Boğazlardan geçişine ilişkin çok daha geniş yetkilere sahip oluyor.

3. Türkiye yakın savaş tehdidi altındaysa: 21. madde

Türkiye kendisini yakın bir savaş tehlikesi altında görürse 21. madde kapsamında 20. maddedeki yetkileri uygulayabiliyor.

Ancak bu mekanizma da sözleşmede belirlenen bildirim ve diğer hukuki prosedürlere bağlı.

Dolayısıyla Montrö, Türkiye’nin güvenliği ciddi biçimde tehdit edildiğinde Ankara’ya özel yetkiler tanıyor; ancak bu yetkileri belirli uluslararası hukuk koşullarıyla ilişkilendiriyor.

Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Montrö nasıl uygulandı?

Montrö’nün modern dönemdeki en önemli sınavlarından biri, Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya karşı başlattığı geniş çaplı işgal oldu.

Savaşın başlamasının ardından Ukrayna, Türkiye’den Rus savaş gemilerinin Boğazlardan geçişini engellemesini istedi.

Ankara, çatışmaların savaş niteliği taşıdığını kabul etti ve Montrö’nün 19. maddesini uygulamaya koydu.

Dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 28 Şubat 2022’de Türkiye’nin hem Karadeniz’e kıyıdaş hem de kıyıdaş olmayan ülkelere savaş gemilerini Boğazlardan geçirmemeleri yönünde uyarıda bulunduğunu açıkladı.

Anadolu Ajansı’nın 28 Şubat 2022 tarihli haberinde Türkiye’nin sözleşme hükümlerini uygulama kararı ayrıntılı olarak aktarıldı.

Burada önemli bir hukuki ayrıntı bulunuyordu.

Montrö’nün 19. maddesi, savaşan tarafların üslerine dönen savaş gemileri için istisna içeriyordu.

Dolayısıyla Türkiye, Rus savaş gemilerine yönelik genel geçiş yasağını uygularken bu istisnayı da dikkate almak zorundaydı.

Bu kararın stratejik sonuçları büyüktü.

Rusya’nın Akdeniz’den Karadeniz’e yeni savaş gemileri aktarma imkânı sınırlandı. Ancak Montrö, aynı zamanda diğer ülkelerin savaş gemileri üzerinde de sınırlamalar getirdi.

Böylece Ankara, Karadeniz’deki askerî hareketliliğin yönetiminde uluslararası hukuk temelinde önemli bir rol üstlendi.

Bu örnek, Montrö’nün yalnızca tarihî bir diplomatik belge olmadığını, gerçek savaş koşullarında uygulanabilen bir güvenlik mekanizması olduğunu ortaya koydu.

Montrö NATO ve Rusya arasındaki dengeyi nasıl etkiliyor?

Türkiye, NATO üyesi olmasına rağmen Karadeniz’deki bütün güvenlik meselelerini yalnızca ittifak ilişkileri üzerinden değerlendiremiyor.

Çünkü Montrö’nün hükümleri, savaş gemilerinin milliyetine, kategorisine ve devletlerin coğrafi konumuna göre farklı yükümlülükler getiriyor.

ABD’nin Karadeniz’deki deniz kuvvetleri varlığı üzerinde tonaj ve süre sınırlamaları bulunurken Rusya, Karadeniz’e kıyıdaş devlet olarak bazı farklı haklara sahip.

Ancak Rusya’nın savaşan taraf olduğu dönemlerde 19. madde kapsamındaki kısıtlamalar da devreye girebiliyor.

Bu yapı, Karadeniz’deki askerî güç dengesini etkiliyor.

Bir yandan bölge dışındaki büyük donanmaların sınırsız biçimde Karadeniz’e yerleşmesini engelliyor. Diğer yandan Türkiye’ye Boğazların askerî kullanımını uluslararası kurallarla yönetme yetkisi veriyor.

Ankara için Montrö’nün en önemli diplomatik değerlerinden biri de bu.

Türkiye, bir ülkenin talebini kabul veya reddederken yalnızca siyasi tercihlere değil, önceden belirlenmiş uluslararası sözleşme hükümlerine dayanabiliyor.

Bu durum, özellikle NATO ile Rusya arasında gerilimin yükseldiği dönemlerde Türkiye’nin diplomatik hareket alanını korumasına yardımcı olabiliyor.

Ancak Montrö’nün tek başına Karadeniz’de barışı garanti ettiği söylenemez. Sözleşme, deniz geçişlerini düzenleyen bir mekanizma; bütün askerî tehditleri veya bölgesel çatışmaları ortadan kaldıran bir güvenlik anlaşması değil.

Petrol tankerleri ve ticaret gemileri için Montrö ne anlama geliyor?

Türk Boğazları’ndan her yıl binlerce ticaret gemisi geçiyor.

Petrol ve petrol ürünleri, tahıl, sanayi hammaddeleri ve çeşitli ticari yükler bu güzergâh üzerinden taşınıyor.

Bu ticaretin ekonomik önemi yalnızca Karadeniz ülkeleriyle sınırlı değil.

Boğazlardan geçen tankerler ve yük gemileri, Akdeniz üzerinden dünyanın başka bölgelerindeki pazarlara ulaşabiliyor.

Ancak Montrö’nün ticaret gemilerine sağladığı geçiş serbestisi, Türkiye’nin bu gemilerden istediği miktarda transit ücreti alabileceği anlamına gelmiyor.

Sözleşmenin 2. maddesi ve ilgili eki, transit geçiş sırasında alınabilecek belirli ücret ve harçlara ilişkin hükümler içeriyor.

Kılavuzluk ve römorkaj gibi hizmetlerin statüsü de sözleşmede düzenleniyor.

Bu nedenle ticaret gemilerinin sayısındaki artışın Türkiye’ye otomatik olarak sınırsız transit geliri sağlayacağı düşüncesi doğru değil.

Buna karşılık yoğun gemi trafiği, denizcilik hizmetleri, sigorta, lojistik ve çevresel güvenlik açısından önemli ekonomik sonuçlar yaratabiliyor.

Boğazlarda trafik ne kadar yoğun?

Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın 2025 yılı verilerine göre İstanbul Boğazı’ndan 40 bin 172, Çanakkale Boğazı’ndan ise 44 bin 468 gemi geçişi gerçekleşti.

İki Boğazdaki toplam geçiş kaydı 84 bin 640’a ulaştı.

Bu rakamlar, her iki Boğaz için ayrı ayrı hesaplanan geçişleri ifade ediyor; aynı gemi bir yolculuk sırasında iki Boğazdan da geçebileceği için 84 bin 640 farklı gemi anlamına gelmiyor.

Bakanlık ayrıca 2025 yılında 48 bin 579 kılavuzluk hizmeti verildiğini açıkladı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın 2025 yılı değerlendirmesi, Boğazlardaki deniz trafiğinin büyüklüğünü gösteriyor.

Özellikle İstanbul Boğazı’nda petrol ve tehlikeli madde taşıyan büyük gemilerin seyri ciddi güvenlik önlemleri gerektiriyor.

Bu nedenle Türkiye’nin geçiş serbestisini korurken deniz trafiğini düzenlemesi, yalnızca uluslararası hukuk meselesi değil, milyonlarca insanın güvenliği açısından da önemli.

Montrö Sözleşmesi’nin süresi doldu mu?

Montrö hakkında en sık dile getirilen yanlış bilgilerden biri, sözleşmenin belirli bir tarihte otomatik olarak sona ereceği iddiası.

Sözleşmenin 28. maddesi ilk yürürlük süresini 20 yıl olarak belirledi.

Ancak bu hüküm, 20 yılın sonunda sözleşmenin otomatik olarak ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor.

Maddede, öngörülen koşullarda fesih bildirimi yapılmadığı sürece sözleşmenin yürürlükte kalacağı belirtiliyor. Ayrıca geçiş ve seyrüsefer serbestisi ilkesinin süre sınırı olmaksızın devam edeceği hükme bağlanıyor.

Dolayısıyla Montrö, 1956 yılında kendiliğinden sona ermedi.

Sözleşme bugün de yürürlükte.

20 Temmuz 2026’da imzalanmasının 90. yıl dönümünde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Montrö’nün Karadeniz’de barış, güvenlik ve istikrar bakımından taşıdığı önemi yeniden vurguladı.

Bakanlığın 90. yıl dönümü açıklamasında, Türkiye’nin sözleşmeyi uygulamayı sürdüreceği belirtildi.

Sık sorulan sorular

Türkiye Boğazları istediği zaman kapatabilir mi?

Hayır. Türkiye, uluslararası hukuk ve Montrö hükümleri çerçevesinde hareket etmek zorunda. Ticaret gemilerinin geçiş serbestisi korunurken savaş gemileri için barış, savaş ve yakın savaş tehdidi durumlarına göre farklı kurallar uygulanıyor.

ABD savaş gemileri Karadeniz’e girebilir mi?

Barış döneminde ve sözleşmedeki şartları karşılamaları halinde evet. Ancak önceden bildirim, gemi türü, tonaj ve Karadeniz’de en fazla 21 gün kalma gibi sınırlamalar bulunuyor.

Rus savaş gemileri Boğazlardan her zaman geçebilir mi?

Hayır. Rusya Karadeniz’e kıyıdaş bir devlet olsa da savaş dönemlerinde Montrö’nün 19. maddesi kapsamında geçiş kısıtlamalarıyla karşılaşabiliyor. Kendi üslerine dönüş istisnası gibi özel hükümler ayrıca değerlendiriliyor.

Türkiye bir petrol tankerinin geçişini siyasi nedenlerle yasaklayabilir mi?

Barış döneminde yalnızca tankerinin milliyeti veya yükü nedeniyle keyfî bir genel yasak uygulanması Montrö’nün ticaret gemilerine tanıdığı geçiş serbestisiyle bağdaşmaz. Bununla birlikte seyir güvenliği önlemleri ve diğer uygulanabilir uluslararası hukuk kuralları ayrı değerlendirilir.

Montrö yalnızca İstanbul Boğazı’nı mı kapsıyor?

Hayır. Sözleşme İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı’ndan oluşan Türk Boğazları sistemini kapsıyor.

Montrö NATO için mi, Rusya için mi avantajlı?

Sözleşme tek bir ülkeye veya ittifaka avantaj sağlamak amacıyla hazırlanmadı. Karadeniz’e kıyıdaş devletlerle bölge dışındaki ülkeler arasında farklı hak ve sınırlamalar getirerek bir güvenlik dengesi oluşturuyor.

Montrö değiştirilebilir mi?

Sözleşmenin 29. maddesi değişiklik önerileri için prosedür öngörüyor. Ancak bu, herhangi bir devletin sözleşme hükümlerini tek taraflı biçimde değiştirebileceği anlamına gelmiyor.

Sonuç: Montrö Türkiye için neden vazgeçilmez önemde?

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Türkiye açısından önemi, yalnızca askerî gemilerin geçişini düzenlemesinden kaynaklanmıyor.

Sözleşme, Ankara’nın Boğazlar üzerindeki egemenliğini uluslararası hukuk içinde kullanmasını sağlıyor ve Karadeniz güvenliğinde merkezi bir konumda bulunmasına katkıda bulunuyor.

Türkiye aynı zamanda Karadeniz’e kıyıdaş bir devlet ve NATO üyesi. Rusya, Ukrayna, Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan ile aynı deniz havzasını paylaşıyor.

Bu nedenle Montrö’nün uygulanması, Türkiye’nin kendi güvenliği kadar bölgesel diplomasi ve uluslararası ticaret açısından da önem taşıyor.

Sözleşme Ankara’ya sınırsız yetki vermiyor. Tam tersine, Türkiye’nin haklarını ve yükümlülüklerini belirliyor.

Ancak bu kurallarla sağlanan hukuki öngörülebilirlik, Boğazların özellikle kriz dönemlerinde siyasi pazarlık konusu haline gelmesini sınırlandıran önemli bir unsur.

Montrö’nün Türkiye’ye sağladığı en büyük avantaj, Boğazları keyfî biçimde kapatabilme gücü değil; stratejik bir geçiş noktasını uluslararası meşruiyet ve öngörülebilir kurallar temelinde yönetebilme yetkisidir.

İlgili Haberler