Sunday, 1 November 2026 | İstanbul 19°
USD/TRY 49,86 ▲ EUR/TRY 55,82 ▲ GBP/TRY 67,02 ▲ CHF/TRY 60,83 ▲
SON DAKİKA
İstanbul’da ekim ayı enflasyonu belli oldu Ünal Üstel’den GKRY’nin Doğu Akdeniz faaliyetlerine tepki Rumen milletvekili Constantinescu: Rusya-NATO çatışması önlenmeli Bahçeli’den “100 İl 1000 İlçe” önerisi: 19 yeni il, 78 yeni ilçe Binance, siber saldırı kaynaklı kayıpların yüzde 90’ını karşıladığını açıkladı Milli eskrimciler Gothenburg’dan 4 madalyayla döndü İstanbul’da ekim ayı enflasyonu belli oldu Ünal Üstel’den GKRY’nin Doğu Akdeniz faaliyetlerine tepki Rumen milletvekili Constantinescu: Rusya-NATO çatışması önlenmeli Bahçeli’den “100 İl 1000 İlçe” önerisi: 19 yeni il, 78 yeni ilçe Binance, siber saldırı kaynaklı kayıpların yüzde 90’ını karşıladığını açıkladı Milli eskrimciler Gothenburg’dan 4 madalyayla döndü
Ana Sayfa / Dünya / Haber
DÜNYA 5 dk okuma

Türkiye Rusya’nın savaşının bedelini ödüyor: Çin’in Kremlin’e desteği Ankara’nın çıkarlarını nasıl tehdit ediyor?

Çin, Rusya’nın yaptırımlar karşısında ekonomik dayanıklılığını korumasına yardımcı olurken Türkiye, Moskova’nın başlattığı savaşın sonuçlarıyla baş etmek zorunda kalıyor. Karadeniz’deki istikrarsızlık, deniz taşımacılığına yönelik tehditler, yaptırım riskleri ve Çin yatırımlarına ilişkin belirsizlik, Ankara’nın ekonomik çıkarlarıyla giderek daha fazla çatışıyor. Pekin, her iki ülkeyle ortaklığından yararlanmayı amaçlıyor; ancak Kremlin’le yakınlaşmasının Türkiye’ye maliyeti ağır olabilir.

Habere ait görsel · Karadeniz Tellalı foto servisi

Çin, Rusya’nın yaptırımlar karşısında ekonomik dayanıklılığını korumasına yardımcı olurken Türkiye, Moskova’nın başlattığı savaşın sonuçlarıyla baş etmek zorunda kalıyor. Karadeniz’deki istikrarsızlık, deniz taşımacılığına yönelik tehditler, yaptırım riskleri ve Çin yatırımlarına ilişkin belirsizlik, Ankara’nın ekonomik çıkarlarıyla giderek daha fazla çatışıyor. Pekin, her iki ülkeyle ortaklığından yararlanmayı amaçlıyor; ancak Kremlin’le yakınlaşmasının Türkiye’ye maliyeti ağır olabilir.

Çin Moskova’ya yardım ediyor, istikrarsızlığın bedelini Ankara ödüyor

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinin ardından Çin, Kremlin’in başlıca ekonomik ortaklarından biri hâline geldi. Çin gümrük verilerine göre 2025 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 228 milyar dolara ulaştı. Bu rakam 2024’e kıyasla düşmüş olsa da ticaretin ölçeği, Moskova’nın yaptırımlara rağmen dış ticaretini sürdürebildiğini gösteriyor.

Pekin, Rus enerji kaynaklarını satın almayı ve Rusya’ya sanayi ürünleri tedarik etmeyi sürdürüyor. Bu ekonomik bağlar, Batı’nın Rusya üzerindeki ekonomik baskısının etkilerini hafifletmesine yardımcı oluyor.

Öte yandan Karadeniz’de istikrarı hayati önemde gören Türkiye, Rus saldırganlığının sonuçlarına karşı deniz ticaret yollarını korumak için kaynak ayırmak zorunda kalıyor.

Ocak 2024’te Ankara, Romanya ve Bulgaristan ile birlikte Karadeniz’de ortak bir mayınla mücadele görev grubu oluşturdu. Bunun nedeni, savaşın başlamasının ardından ticari deniz taşımacılığını tehdit eden mayın tehlikesiydi.

Türkiye, Rusya’nın Temmuz 2023’te çekildiği Karadeniz Tahıl Girişimi’nin arabulucularından biriydi.

Ortadaki çelişki açık: Çin, savaş yürüten bir devletin ekonomik dayanıklılığını korumasına yardımcı olurken Türkiye, bu savaşın sonuçlarına karşı ticaret güzergâhlarını savunmak zorunda kalıyor.

Yaptırımlar Türk ve Çin şirketlerini de etkiliyor

Çin ile Rusya arasındaki ekonomik yakınlaşmanın sonuçları, Pekin ve Moskova arasındaki ilişkilerin çok ötesine uzanıyor.

Avrupa Birliği, 23 Temmuz 2026’da Rusya’ya yönelik 21. yaptırım paketini kabul etti. Rus askerî-sanayi kompleksine destek sağladıkları veya yaptırımların aşılmasına katkıda bulundukları gerekçesiyle daha sıkı ihracat kısıtlamalarına tabi tutulan şirket ve kuruluşların listesine 51 yapı dahil edildi.

Bunlar arasında Hong Kong dahil Çin’den 14, Türkiye’den ise dört şirket bulunuyor.

Bu, Ankara açısından önemli bir uyarı niteliğinde. Rus savaş sanayisiyle kurulan ekonomik bağlar, Türk şirketlerinin uluslararası pazarlarda sorun yaşamasına yol açabilir.

Türkiye’nin Avrupa ile ticari ilişkilerine verdiği önem göz önünde bulundurulduğunda bu risk daha da belirginleşiyor.

Avrupa Komisyonu verilerine göre, Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında 217,6 milyar avroya ulaştı ve Türkiye’nin mal ihracatının yüzde 42,7’si Avrupa Birliği ülkelerine yöneldi.

Böylece Ankara, iki farklı ekonomik gerçeklik arasında kalmış durumda: yaptırımları aşmak için kanallara ihtiyaç duyan Rusya ve Türk sanayisinin büyük ölçüde bağlı olduğu Avrupa.

Çinli şirketlerin Kremlin’e verdiği destek, teknoloji tedariki ve finansal işlemler üzerindeki uluslararası denetimi artırarak bu ortamı daha da karmaşıklaştırıyor.

Kremlin’in çıkarları neden Ankara’nın çıkarlarıyla çatışıyor?

Rusya açısından en avantajlı senaryo, Çin ile iş birliğinin daha da derinleşmesi. Böyle bir gelişme, Moskova’nın yaptırım baskısına karşı koymak için ek ekonomik kaynaklara ve teknolojilere erişmesini sağlayabilir.

Türkiye açısından ise tablo farklı. Ankara’nın güvenli bir Karadeniz’e, öngörülebilir uluslararası ticarete, Avrupa ile istikrarlı ilişkilere ve gerçek üretim tesisleri yaratan yabancı yatırımlara ihtiyacı var. Çin’in mevcut politikasını sürdürmesi, Moskova’ya ekonomik desteğin devam etmesi anlamına gelecek. Çin-Rusya ortaklığının derinleşmesi ise Türkiye’nin çıkarlarını da etkileyen yaptırım gerilimini artırma riski taşıyor. Kremlin için en arzu edilir senaryo, Ankara açısından potansiyel olarak en sorunlu senaryo olabilir.

Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşının tarafı değil; ancak deniz taşımacılığını korumak, yaptırım risklerini hesaba katmak ve zorlu bir bölgesel ortamda ekonomik istikrarını sürdürmek zorunda kalarak savaşın sonuçlarıyla şimdiden yüzleşiyor.

Çin ise bir yandan Rusya ile ortaklığının ekonomik avantajlarını korumayı, diğer yandan Türkiye’deki yatırım varlığını genişletmeyi hedefliyor.

Ancak bu çıkarlar giderek daha fazla birbiriyle çatışıyor.

Pekin, Kremlin’in ekonomik dayanıklılığını destekleyerek Rusya’nın savaşı sürdürme kapasitesinin korunmasına katkıda bulunuyor. Oysa savaşın sonuçları Türkiye’nin stratejik çıkarlarını doğrudan etkiliyor.

Ankara’nın Çin’den yalnızca yatırım vaatleri ve barış açıklamaları değil, Rus savaş ekonomisinin güçlenmesine katkıda bulunmayacak somut bir politika talep etmek için gerekçeleri bulunuyor.

Çünkü Çin-Rusya ortaklığının Türkiye açısından gerçek maliyeti, diplomatik açıklamalarla değil; Karadeniz’in güvenliği, ticaretin istikrarı ve ekonomik kalkınma olanaklarıyla ölçülüyor.

İlgili Haberler