Türkiye’nin yüzen enerji filosu: Karpowership nasıl 8.500 MW’lık küresel bir güce dönüştü?
Türkiye'nin 8.500 MW gücündeki Karpowership filosu nasıl çalışıyor? Yüzen elektrik santrallerinin tarihi, gemileri, projeleri ve gelecek planları.
Irak’tan Afrika’ya, Endonezya’dan Güney Amerika’ya uzanan Türk enerji gemileri, limanları elektrik santrallerine dönüştürüyor. Peki Powership teknolojisi nasıl çalışıyor, hangi ülkelerde kullanılıyor ve filonun yeni nesli neler vaat ediyor?
Bir limana yanaşan büyük bir geminin elektrik üretmeye başlaması ilk bakışta alışılmış bir enerji yatırımı gibi görünmeyebilir.
Ancak Türkiye merkezli Karpowership, yaklaşık yirmi yıldır bu fikri uluslararası bir iş modeline dönüştürüyor.
Şirketin Powership adını verdiği yüzen elektrik santralleri, kara üzerinde büyük enerji tesisleri inşa edilmesini beklemeden ulusal şebekelere elektrik sağlayabiliyor.
Irak’taki ilk projeden Gana’nın enerji krizine, Senegal’deki sıvılaştırılmış doğal gaz altyapısından Güney Amerika’daki acil elektrik ihtiyaçlarına kadar uzanan faaliyetler, Türkiye’de geliştirilen bu mühendislik yaklaşımının farklı koşullarda kullanılabildiğini gösteriyor.
Ekim 2026 itibarıyla Karpowership, 45 yüzen elektrik santralinden oluşan ve toplam 8.500 megavat (MW) kurulu güce sahip bir filo bildirmiş durumda.
Bu büyüklük, tek başına dünyanın birçok ülkesinin elektrik üretim altyapısıyla karşılaştırılabilecek ölçekte.
Ancak 8.500 MW’ın tamamının aynı anda elektrik ürettiği düşünülmemeli. Bu rakam, filonun toplam kurulu kapasitesini ifade ediyor; fiilî üretim ve şebekelere verilen güç, gemilerin bulunduğu ülkelere, sözleşmelere ve işletme koşullarına göre değişiyor.
Peki bu sıra dışı enerji filosu nasıl ortaya çıktı?
Türkiye’nin yüzen elektrik santrallerinin arkasında kim var?
Karpowership, İstanbul merkezli Karadeniz Holding bünyesinde faaliyet gösteriyor.
Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Filo, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğrudan işlettiği bir devlet filosu değil. Türk sermayeli özel bir enerji grubuna ait.
Karadeniz Holding’in geçmişi 1948 yılına kadar uzanıyor. Şirket 1996 yılında enerji sektörüne girdi, 1999’da Türkiye’deki ilk kara tipi elektrik santralini devreye aldı ve daha sonra uluslararası enerji ticaretine yöneldi.
2007 yılında ise yüzen elektrik santrali projesi başlatıldı.
Temel fikir basitti: Elektrik açığı yaşayan ülkelere, uzun inşaat süreleri gerektiren geleneksel santraller yerine deniz yoluyla taşınabilen, hazır üretim tesisleri sunmak.
Bu yaklaşım, özellikle elektrik talebinin hızla yükseldiği ancak kara altyapısının yetersiz kaldığı ülkeler için tasarlandı.
Karadeniz Holding’in resmî tarihçesine göre ilk Powership projesi 2010 yılında Irak’ta başladı.
Sonraki yıllarda Lübnan, Gana, Endonezya ve Afrika’nın çeşitli ülkeleri filonun yeni faaliyet alanları oldu.
2018’de 15 gemiye ve 2.800 MW’a ulaşan filo, 2020’de 25 gemiyle 4.100 MW kapasiteye çıktı.
2021–2022 döneminde 36 yüzen santral ve 6.000 MW seviyesine ulaşıldı.
2026’da ise şirket, 45 Powership ve 8.500 MW kurulu kapasite açıkladı.
Böylece başlangıçta enerji açığına yönelik bir çözüm olarak tasarlanan girişim, uluslararası bir elektrik üretim ve LNG altyapısı işletmecisine dönüştü.
Powership teknolojisi nasıl çalışıyor?
Powership, kendi elektrik üretim ekipmanlarını taşıyan gemi veya dubaya yerleştirilmiş bir enerji santrali.
Geleneksel bir elektrik santralindeki temel bileşenlerin büyük bölümü geminin üzerinde bulunuyor.
Bunlar arasında elektrik üreten motorlar veya türbinler, jeneratörler, soğutma sistemleri, kontrol merkezleri, yakıt sistemleri ve yüksek gerilim ekipmanları yer alıyor.
Gemi uygun bir limana yanaştırıldıktan sonra şebeke bağlantısı hazırlanıyor.
Üretilen elektrik, gemi üzerindeki transformatör ve şalt sistemlerinden geçerek karadaki iletim veya dağıtım altyapısına aktarılıyor.
Böylece gemi, bulunduğu ülkenin elektrik sistemine bağlı bir santral gibi çalışabiliyor.
Motorlar, jeneratörler ve atık ısı kullanımı
Karpowership’in farklı sınıflarındaki santrallerde büyük içten yanmalı motorlar ve gaz türbinleri kullanılıyor.
Motorlar veya türbinler jeneratörleri döndürerek elektrik üretiyor.
Bazı tasarımlarda ortaya çıkan yüksek sıcaklıktaki egzoz gazlarının enerjisinden de yararlanılıyor.
Atık ısı geri kazanım sistemleri ve buhar türbinleri sayesinde yakıtın içerdiği enerjinin daha büyük bir bölümü elektrik üretiminde kullanılabiliyor.
Bu, enerji sektöründe birleşik çevrim veya atık ısıdan enerji geri kazanımı olarak bilinen teknolojilerle aynı temel prensibe dayanıyor.
Her Powership’in aynı donanıma sahip olmadığı da unutulmamalı. Kullanılan motor sayısı, türbinler ve yakıt sistemi geminin tasarımına bağlı.
Birden fazla yakıt kullanabilme
Filonun önemli özelliklerinden biri, çeşitli gemilerin birden fazla yakıtla çalışacak şekilde tasarlanması.
Bunlar arasında doğal gaz, sıvılaştırılmış doğal gazdan (LNG) elde edilen gaz ve uygun sistemlerde sıvı yakıtlar bulunuyor.
Çok yakıtlı sistemlerin avantajı, gemilerin farklı ülkelerdeki enerji altyapılarına uyum sağlayabilmesi.
Doğal gaz bulunmayan bir bölgede sıvı yakıt kullanılırken gaz altyapısının geliştirilmesinin ardından daha düşük emisyonlu bir işletme düzenine geçiş mümkün olabiliyor.
Ancak yakıt değişiminin otomatik ve maliyetsiz gerçekleştiği düşünülmemeli.
Gerekli depolama, bağlantı, yakıt işleme ve güvenlik altyapısının kurulması gerekiyor.
LNG-to-Power: Yüzen santral ile yüzen gaz terminali birlikte çalışıyor
Karpowership’in son yıllarda geliştirdiği önemli çözümlerden biri, yüzen elektrik santrallerini LNG altyapısıyla bir araya getirmesi.
LNG, doğal gazın yaklaşık eksi 162 dereceye kadar soğutularak sıvılaştırılmış hâli.
Bu işlem gazın hacmini önemli ölçüde azaltıyor ve deniz yoluyla taşınmasını kolaylaştırıyor.
Ancak elektrik santralinde kullanılmadan önce LNG’nin yeniden gaz hâline dönüştürülmesi gerekiyor.
Bu işleme yeniden gazlaştırma deniyor.
Karpowership, yüzen depolama ve yeniden gazlaştırma üniteleriyle (FSRU) bu işlemi denizde gerçekleştirebiliyor.
LNG taşıyan bir gemi, gazı depolama ve yeniden gazlaştırma sistemine aktarıyor. Elde edilen doğal gaz ise uygun boru bağlantılarıyla elektrik santraline ulaştırılıyor.
Bu model, özellikle doğal gaz kaynaklarına sahip olmayan veya kıyıda büyük LNG terminalleri kurmak istemeyen ülkeler için alternatif oluşturuyor.
Ancak yüzen LNG terminali, elektrik üreten Powership ile aynı şey değil.
Biri yakıtın depolanması ve hazırlanmasıyla, diğeri elektrik üretimiyle ilgileniyor.
Her ikisinin birlikte kullanılması, daha kapsamlı bir enerji altyapısı çözümü sağlıyor.
Filoda hangi tür gemiler bulunuyor?
Karpowership’in elektrik santralleri farklı güç sınıflarına ayrılıyor.
Bu çeşitlilik, küçük elektrik şebekeleriyle yüzlerce megavatlık kapasiteye ihtiyaç duyan büyük şehirler için farklı çözümler sunulmasını sağlıyor.
Şirketin teknik belgelerinde yer alan temel sınıflar şöyle:
| Gemi sınıfı | Tasarım kapasitesi |
|---|---|
| Seal | 34–40 MW |
| Mermaid | 60–140 MW |
| Shark | 100–240 MW |
| Orca | 200–260 MW |
| Khan | Yaklaşık 415–500 MW |
| Whale | 500–600 MW |
| Sea Lion (yapım aşamasında) | 300 MW |
Bu değerler gemi sınıflarına ait tasarım aralıklarıdır. Her geminin aynı güçte olduğu veya belirtilen üst sınırda çalıştığı anlamına gelmez.
Örneğin Khan sınıfındaki büyük gemilerde 21–24 ana motor ve iki buhar türbini bulunabiliyor.
300 metreye yaklaşan uzunluklarıyla bu gemiler, küçük bir kara tipi elektrik santralinin bütünleşik bir deniz platformuna yerleştirilmiş hâli gibi düşünülebilir.
Daha küçük Seal sınıfı ise 34–40 MW kapasitesiyle sınırlı enerji ihtiyaçlarına sahip bölgeler için tasarlanmış durumda.
Teknik ayrıntılar Karpowership’in filo ve gemi sınıfları sayfasında yayımlanıyor.
Türkiye’nin enerji gemileri hangi ülkelerde çalıştı?
Karpowership’in faaliyetleri Irak’ta başladı ve zamanla Afrika, Asya-Pasifik ve Amerika kıtalarına genişledi.
Şirket, bugüne kadar 20’den fazla ülke ve bölgede proje gerçekleştirdiğini açıklıyor.
Ancak bu ülkelerin tamamında aynı anda aktif bir proje bulunmuyor.
Bazı sözleşmeler sona erdi, bazı gemiler başka ülkelere taşındı, bazı faaliyetler ise kapasite artışı veya yakıt dönüşümüyle sürdürüldü.
Bu hareketlilik, yüzen elektrik santrallerinin temel özelliklerinden biri: Enerji üretim altyapısı gerektiğinde farklı bölgelere taşınabiliyor.
Irak: İlk uluslararası proje
Irak, Powership teknolojisinin ilk büyük uygulama alanı oldu.
2008 yılında Irak Elektrik Bakanlığı ile yapılan anlaşmanın ardından ilk gemiler 2010 yılında çalışmaya başladı.
Basra çevresindeki projeler, elektrik açığının giderilmesine katkı sağlamayı amaçlıyordu.
2010–2016 döneminde şirket farklı noktalarda elektrik üretimi gerçekleştirdi.
Karpowership, 2025 yılında yeniden Irak’ta faaliyet başlattı.
Yeni anlaşma kapsamında Basra’daki Khor Al Zubair ve Umm Qasr limanlarına iki Powership gönderilmesi ve toplam 590 MW kapasite sağlanması öngörüldü.
Ancak 2026 başında ikinci geminin sözleşmesi sona erdi.
Şirketin güncel proje bilgisine göre Irak’ta 290 MW kapasiteli tek bir Powership ile faaliyet sürüyor.
Bu ayrıntı önemli: 2025’te açıklanan 590 MW’lık proje büyüklüğü, Ekim 2026’da aynı kapasitenin hâlâ kullanıldığı anlamına gelmiyor.
Lübnan: Elektrik krizinde yüzen santraller
Karpowership 2013 yılında Lübnan’da faaliyet göstermeye başladı.
Ülkede uzun süredir devam eden elektrik arzı sorunları nedeniyle yüzen santraller, kamu elektrik şirketinin üretim kapasitesini desteklemek amacıyla kullanıldı.
Projede yaklaşık 400 MW’lık toplam kapasiteyle çalışan iki büyük gemi yer aldı.
Lübnan deneyimi, Powership modelinin avantajlarını ve sınırlamalarını birlikte ortaya koydu.
Gemiler karadaki yeni santrallere göre daha hızlı devreye alınabilse de uzun vadeli elektrik alım anlaşmaları, yakıt maliyetleri ve ödeme sorunları tartışmalara yol açtı.
Karpowership’in Lübnan’daki üretimi 2021 yılında sona erdi.
Bu örnek, yüzen santralin yalnızca teknik değil, aynı zamanda finansal ve kurumsal koşullara bağlı bir çözüm olduğunu gösteriyor.
Endonezya: Birden fazla adaya elektrik
Karpowership, 2015 yılında Endonezya’da faaliyet başlattı.
Ülkenin çok sayıda adadan oluşması, elektrik üretimi ve iletim altyapısının farklı bölgelere ulaştırılmasını zorlaştırıyor.
Yüzen santraller bu açıdan uygun bir çözüm olarak değerlendirildi.
Kuzey Sulawesi, Ambon, Medan ve Doğu Nusa Tenggara gibi bölgelerde projeler yürütüldü.
Bu deneyim, Powership sisteminin yalnızca büyük ulusal elektrik şebekelerinde değil, birbirinden ayrılmış bölgesel sistemlerde de kullanılabildiğini gösterdi.
Gana: 470 MW’lık büyük gemi
Afrika’daki en dikkat çekici projelerden biri Gana’da gerçekleştirildi.
2014 yılında imzalanan anlaşma sonrasında 2015’te 235 MW kapasiteli bir Powership elektrik üretimine başladı.
2017’de ise 470 MW kapasiteli daha büyük bir gemi devreye alındı.
Bu gemi, kendi döneminde dünyanın en büyük yüzen elektrik santrallerinden biri olarak tanıtıldı.
2019 yılında santral, Gana’nın kıyısında yaklaşık 250 kilometre batıya taşındı.
Amaç, ülkede üretilen doğal gazdan yararlanmaktı.
Karpowership’in Gana proje sayfasına göre tesis, ülkenin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 23’ünü karşılayabilecek düzeyde katkı sağladı.
Bu taşınma, teknolojinin en belirgin avantajlarından birini gösterdi: Büyük bir elektrik üretim tesisi, kara üzerinde yeniden inşa edilmeden başka bir kıyı noktasına taşınabildi.
Senegal: Elektrik üretiminden LNG altyapısına
Senegal, Karpowership’in doğal gaza geçiş stratejisindeki önemli projelerinden biri.
2019 yılında Dakar’da 235 MW kapasiteyle üretim başladı.
Aralık 2021’de 100 MW’lık ek anlaşmayla toplam proje kapasitesi 335 MW’a ulaştı.
Şirket daha sonra Senegal’deki operasyonlarını LNG tabanlı elektrik üretimine dönüştürdü.
Bu amaçla KARMOL LNGT Africa adlı yüzen LNG depolama ve yeniden gazlaştırma ünitesi kullanıldı.
LNG altyapısı, Powership’in yanı sıra karadaki Bel Air enerji tesisine de gaz sağlayabilecek şekilde geliştirildi.
Böylece proje yalnızca bir elektrik gemisinin işletilmesinden daha geniş bir enerji altyapısı çözümüne dönüştü.
Gambiya ve Sierra Leone: Küçük şebekelerde büyük etki
Batı Afrika’nın daha küçük elektrik sistemlerinde birkaç on megavatlık ek üretim kapasitesi bile önemli sonuçlar doğurabiliyor.
Gambiya’da Karpowership 2018 yılında 36 MW kapasiteli bir proje başlattı.
Şirketin açıklamalarına göre tesis, ülkenin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 40’ını karşıladı.
Sierra Leone’de de 2018 yılında başlayan faaliyetler, özellikle başkent Freetown’un enerji arzını desteklemek amacıyla yürütüldü.
İlk sözleşmelerde 30–50 MW arasında mevsimsel güç ihtiyaçları bulunuyordu.
Şirket daha sonra kurulu ve sözleşmeli kapasitesini farklı dönemlerde değiştirdi.
Ancak bu projeler tartışmasız değildi.
Özellikle Sierra Leone’de elektrik alım bedelleri, kamu şirketinin ödeme yükümlülükleri ve maliyetler konusunda anlaşmazlıklar yaşandı.
Bu durum, yüzen santrallerin elektrik açığını hızla kapatabilse de enerji satın alan kurumların mali durumuna bağımlı olduğunu gösteriyor.
Mozambik ve Zambiya: Sınır ötesi elektrik
Powership modelinin sıra dışı uygulamalarından biri, denize kıyısı olmayan Zambiya’ya elektrik sağlanması oldu.
2016–2018 arasında Mozambik’in Nacala limanında bulunan yaklaşık 115 MW’lık santral, elektrik enerjisinin Zambiya’ya iletilmesi için kullanıldı.
Böylece elektrik üreten gemi bir ülkede bulunurken enerji başka bir ülkenin şebekesine gönderildi.
Bu proje, yüzen santrallerin yalnızca limanın bulunduğu ülkeye hizmet vermek zorunda olmadığını gösterdi.
Karpowership daha sonra Mozambik’te 48 MW’lık başka bir proje başlattı.
2026 yılının başında sözleşme kapsamı değiştirildi. Şirketin güncel verilerine göre Mozambik’teki üretim 35 MW kapasiteyle devam ediyor.
Gine-Bissau ve Gine
Gine-Bissau’da 2019 yılında 35 MW’lık bir Powership devreye alındı.
Şirket, proje süresince ülkenin elektrik ihtiyacının tamamına yakınını karşıladığını belirtiyor.
Ancak Karpowership’in güncel proje sayfası, buradaki faaliyetlerin tamamlandığını ifade ediyor.
Gine’de ise 2019 yılında Konakri’de 105 MW kapasiteli santral için anlaşma yapıldı.
İlk dönem 2023’te sona erdi.
2024 yılında 150 MW’lık yeni bir proje için anlaşma imzalandı. Bu nedenle Gine’deki yeni sözleşmeyi ilk dönemle karıştırmamak gerekiyor.
Fildişi Sahili ve Gabon
Fildişi Sahili’nde 2022 yılında Abidjan’da 135 MW kapasiteli bir proje başlatıldı.
Gabon’da ise daha yeni bir enerji programı yürütülüyor.
2025’in şubat ayında 70 MW üretimle başlayan proje, aynı yıl doğal gaza geçişle birlikte 150 MW’a yükseltildi.
Eylül 2025’te Deniz Sultan adlı 240 MW kurulu güce sahip Powership, Gabon’un başkenti Libreville kıyılarına ulaştı.
Ancak geminin 240 MW’lık teknik kapasitesiyle Gabon sözleşmesinde kullanılan 150 MW’lık güç aynı değer değil.
Bu ayrım, yüzen santral projelerinde sık sık karşılaşılan bir durum.
Güney Amerika’daki projeler: Brezilya, Ekvador ve Guyana
Karpowership’in faaliyet alanı Afrika ile sınırlı değil.
Brezilya: Dört gemilik LNG-to-Power sistemi
Brezilya’daki proje, şirketin entegre LNG ve elektrik üretim yaklaşımının büyük uygulamalarından biri.
Rio de Janeiro bölgesinde geliştirilen sistemde dört Powership’in toplam kurulu gücü yaklaşık 560 MW.
Bu gemilere LNG sağlayan yüzen terminalin depolama kapasitesi yaklaşık 125 bin metreküp.
LNG transferi ve gazlaştırma altyapısıyla birlikte sistem, ülkenin elektrik şebekesine bağlanacak şekilde tasarlandı.
Böylece Karpowership, yalnızca elektrik santrali değil, yakıt tedarikinden üretime kadar uzanan bir çözüm sundu.
Ekvador: 295 MW’lık acil enerji programı
Ekvador’da 2024 yılında yaşanan elektrik arzı sorunları, yeni enerji kaynaklarına olan ihtiyacı artırdı.
Karpowership, ülkenin elektrik şirketi CELEC EP ile üç Powership’i kapsayan bir program üzerinde anlaştı.
Toplam kapasite 295 MW olarak açıklandı.
Üç ünitenin güçleri sırasıyla 100 MW, 100 MW ve 95 MW düzeyindeydi.
Proje, özellikle elektrik kesintilerinin ekonomik ve toplumsal maliyetini sınırlamayı amaçlıyordu.
Guyana: Hızla büyüyen elektrik talebi
Güney Amerika’daki bir başka proje Guyana’da yürütülüyor.
2024 yılında Guyana Power and Light ile yapılan anlaşma kapsamında yüzen santraller devreye alındı.
Karpowership’in güncel açıklamasına göre Guyana’daki toplam kapasite 111 MW ve şirket ülkenin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 27’sini karşılıyor.
Guyana’nın gelişen enerji ve sanayi faaliyetleri, elektrik talebini artıran önemli unsurlar arasında bulunuyor.
Dominik Cumhuriyeti: 408 MW’a ulaşan proje
Karayipler’deki Dominik Cumhuriyeti’nde üretim 2023 yılında Azua’da başladı.
İlk kapasite 180 MW düzeyindeydi.
Şirketin güncel bilgisine göre 2025 yılında yapılan genişlemeyle proje 408 MW’a ulaştı.
Bu örnek, sözleşmelerin zaman içinde ek gemiler veya üretim üniteleriyle büyütülebildiğini gösteriyor.
Gemiler bugün nerede? Ekim 2026 itibarıyla faaliyet tablosu
Karpowership’in güncel resmî proje sayfalarında belirtilen veya son sözleşmelerle doğrulanabilen faaliyetlerin bir bölümü şöyle:
| Ülke | Bildirilen proje gücü | Yer / durum |
|---|---|---|
| Irak | 290 MW | Basra bölgesi; tek gemiyle devam |
| Gana | 470 MW sınıfı | Batı kıyısındaki doğal gaz bağlantılı proje |
| Senegal | 335 MW | Dakar, LNG-to-Power |
| Sierra Leone | Mevsime ve sözleşmeye bağlı | Freetown |
| Mozambik | 35 MW | Devam eden operasyon |
| Gabon | 150 MW | Libreville |
| Fildişi Sahili | 135 MW | Abidjan |
| Gine | 150 MW | 2024 tarihli yeni sözleşme |
| Brezilya | 560 MW | Rio de Janeiro bölgesi |
| Dominik Cumhuriyeti | 408 MW | Azua |
| Ekvador | 295 MW | Üç gemilik proje |
| Guyana | 111 MW | Ulusal şebeke |
Bu tablo, bütün filo gemilerinin gerçek zamanlı denizcilik konumlarını göstermiyor.
Örneğin bazı ülkeler için şirket güncel proje kapasitesini açıklasa da ilgili geminin ismini veya liman içindeki kesin yerini yayımlamıyor.
Diğer taraftan bir geminin teknik kurulu gücü ile o ülkede sözleşme kapsamında verdiği elektrik kapasitesi farklı olabiliyor.
Bu nedenle filo büyüklüğü ve ülkelerde kullanılan toplam kapasite rakamları doğrudan toplanarak aktif üretim hesaplanmamalı.
Karpowership’in küresel proje sayfasında geçmiş ve devam eden projeler birlikte gösteriliyor. Bu yüzden tarihsel faaliyetler, güncel ticari sözleşmeler ve gemilerin anlık konumu arasında ayrım yapmak gerekiyor.
Filonun tanınan gemileri ve kapasiteleri
Şirketin yayımladığı filo haritaları ve proje belgelerinde çok sayıda gemi numarası bulunuyor.
Örneğin önceki filo haritalarında KPS 12 için 470 MW, KPS 8 için 260 MW ve KPS 10 için 235 MW kapasite bildiriliyor.
Gabon’da 2025 yılında faaliyete alınan Deniz Sultan’ın kurulu gücü ise 240 MW.
Bunların yanında daha küçük KPS 51 ve KPS 53 gibi üniteler de 35 MW sınıfında projelerde kullanıldı.
Ancak bu veriler farklı tarihlerde yayımlanan belgelerden geldiği için eski bir filo haritasındaki ülke eşleşmesini 2026 yılının kesin gemi konumu olarak değerlendirmek doğru olmaz.
Gemilerin yeniden konuşlandırılabilmesi, projenin sona ermesi veya sözleşme kapsamının değişmesi bu bilgileri zaman içinde geçersiz kılabiliyor.
Powership modelinin avantajları ve sınırları
Yüzen elektrik santrallerinin en önemli avantajı, üretim kapasitesinin hızlı biçimde sağlanabilmesi.
Kara üzerinde yeni bir enerji tesisi inşa etmek, finansman, izinler, altyapı çalışmaları ve inşaat nedeniyle yıllar sürebiliyor.
Powership modelinde ise üretim ekipmanlarının önemli bölümü gemi üzerinde hazır bulunuyor.
Karpowership, gerekli liman ve şebeke altyapısı mevcut olduğunda bazı projelerde 30 gün içinde elektrik üretimine başlanabildiğini belirtiyor.
Bu yaklaşımın özellikle elektrik kesintilerinin sık yaşandığı ülkelerde ekonomik değeri yüksek olabilir.
Ancak hızlı kurulumun bazı bedelleri de bulunuyor.
Yakıt ithalatına bağımlılık, uzun vadeli elektrik satın alma sözleşmeleri, kapasite ödemeleri ve döviz cinsinden yükümlülükler proje maliyetini artırabilir.
Özellikle kamu elektrik şirketlerinin mali yapısı zayıf ülkelerde ödeme sorunları yaşanabiliyor.
Fosil yakıt kullanan gemiler açısından sera gazı emisyonları ve yerel çevre etkileri de önemli.
Doğal gaz kullanımı bazı kirletici emisyonları azaltabilse de bu, elektrik üretiminin sıfır karbonlu olduğu anlamına gelmiyor.
Dolayısıyla yüzen santrallerin en uygun rolü, ülkenin elektrik sisteminin ihtiyacına ve uzun vadeli enerji politikasına göre değişiyor.
Bazı ülkelerde geçici bir kapasite açığını kapatırken başka ülkelerde daha uzun süreli üretim altyapısının parçası olabiliyor.
Yeni nesil yüzen santraller: Sea Lion sınıfı
Karpowership, 2026 yılında yeni bir gemi sınıfının üretimine başladığını açıkladı.
Sea Lion adı verilen bu yeni nesil Powership’ler, her biri 300 MW kurulu güce sahip olacak şekilde tasarlanıyor.
İlk dört geminin üretimi Güney Kore’deki HSG Sungdong tersanesinde başlatıldı.
Her gemide üç yüksek verimli gaz türbini kullanılacak.
Santraller birleşik çevrim yapılandırmasıyla çalışacak ve yakıttan daha yüksek elektrik verimi elde etmeyi hedefleyecek.
Sea Lion gemilerinin yaklaşık 136 metre uzunluğunda ve 4,5 metre su çekimine sahip olması planlanıyor.
Bu nispeten sınırlı su çekimi, farklı liman koşullarına uyum sağlayabilmeleri açısından önemli.
Şirketin açıkladığı takvime göre dört geminin teslimatları Ocak–Mayıs 2028 arasında planlanıyor.
Dolayısıyla bunlar Ekim 2026’da hizmette bulunan gemiler değil, inşa aşamasındaki yeni üretim kapasitesi.
Whale sınıfı: Tek gemide 600 MW’a kadar elektrik
Filonun bir sonraki büyük genişleme adımı ise Whale sınıfı.
Karpowership ve Singapurlu deniz mühendisliği şirketi Seatrium, 23 Ekim 2026’da beş yeni nesil Whale sınıfı Powership’in dönüştürülmesi ve sistemlerinin entegre edilmesi için sözleşme imzaladı.
Her geminin 600 MW’a kadar elektrik üretme kapasitesine sahip olması hedefleniyor.
Beş gemilik programın tasarım üst sınırları üzerinden değerlendirilen toplam potansiyeli 3.000 MW.
Ancak bu, söz konusu kapasitenin tamamının şimdiden devreye alındığı anlamına gelmiyor.
Seatrium’un açıklamasına göre mühendislik çalışmaları başlamış durumda. İlk geminin Aralık 2027’de Singapur’daki Tuas Boulevard tersanesine gelmesi planlanıyor.
Yeni nesil gemilerde hidrojen kullanımına uyumlu çok yakıtlı enerji sistemleri öngörülüyor.
Burada da önemli bir ayrım gerekiyor.
Hydrogen-ready ifadesi, gemilerin hâlihazırda hidrojenle elektrik ürettiği anlamına gelmiyor. Bu, gelecekte hidrojen veya belirli yakıt karışımlarının kullanılabilmesine yönelik bir tasarım özelliğini ifade ediyor.
Seatrium’un 23 Ekim 2026 tarihli resmî açıklaması, yeni sözleşmenin ayrıntılarını içeriyor.
LNG filosunun büyümesi neden önemli?
Karpowership’in gelecekteki büyümesi yalnızca yeni elektrik santrali gemilerine dayanmıyor.
Şirket, LNG depolama, taşıma ve yeniden gazlaştırma kapasitesini de genişletiyor.
2026 sonbaharında Karpowership, 12 LNG gemisine sahip olduğunu açıkladı. Bu sayı, elektrik üretimi yapan 45 Powership’ten ayrı değerlendirilmeli.
Eylül 2026’da LNGT Türkiye adlı ünitenin teslimiyle Seatrium ve Karpowership arasındaki ilk yedi gemilik FSRU dönüşüm programı tamamlandı.
Ardından ilave dönüşüm projeleri için sözleşmeler yapıldı.
Böylece Karpowership, yakıt tedarikinden elektrik üretimine kadar uzanan hizmetlerini daha geniş ölçekte sunabilecek bir altyapı geliştirmeye çalışıyor.
Bu strateji, özellikle LNG terminallerine sahip olmayan ancak deniz yoluyla gaz ithal edebilen ülkeler açısından önem taşıyabilir.
Gelecek hedefi: 21.000 MW’lık yüzen enerji kapasitesi
Karpowership’in resmî teknik tanıtımında, yüzen santral filosunun kurulu kapasitesinin 21.000 MW’a çıkarılması hedefi yer alıyor.
Bu hedef, bugünkü 8.500 MW kapasitenin yaklaşık iki buçuk katı büyüklüğünde.
Ancak hedeflenen kapasiteyle kesinleşmiş, finansmanı sağlanmış ve teslim tarihi belirlenmiş kapasiteyi birbirinden ayırmak gerekiyor.
Sea Lion ve Whale projeleri büyüme planının somut parçalarını oluştururken diğer projelerin takvimi, siparişler, müşteriler ve finansman koşullarıyla şekillenecek.
Gelecekteki talebi belirleyecek önemli unsurlar arasında elektrik tüketiminin artması, veri merkezlerinin enerji ihtiyacı, gelişmekte olan ülkelerde şebeke yatırımları ve doğal gaz altyapısının genişlemesi bulunuyor.
Bununla birlikte yüzen santrallerin yenilenebilir enerji, enerji depolama ve kara tipi santrallerle hangi ölçüde rekabet edebileceği de önemli olacak.
Sonuç: Türkiye’nin denizcilik ve enerji mühendisliğinde farklı bir ihracat modeli
Karpowership’in gelişimi, Türkiye merkezli bir şirketin denizcilik ve elektrik üretimi teknolojilerini birleştirerek uluslararası bir hizmet modeli oluşturmasının dikkat çekici örneklerinden biri.
2007’de başlatılan proje, 2010’da Irak’taki ilk uygulamadan 2026’da 45 gemi ve 8.500 MW kurulu kapasiteye ulaştı.
Bu süreçte elektrik üretiminin yanı sıra LNG taşıma, depolama, yeniden gazlaştırma, mühendislik ve bakım hizmetleri de faaliyet alanına eklendi.
Yüzen santraller, özellikle elektrik açığının kısa sürede giderilmesi gereken ülkelerde önemli bir alternatif sunabiliyor.
Ancak teknoloji tek başına bütün enerji sorunlarını çözmüyor. Elektriğin maliyeti, yakıt tedariki, ödeme güvenceleri, çevresel etkiler ve yerel altyapının geliştirilmesi de en az geminin kurulu gücü kadar önemli.
Yeni Sea Lion ve Whale sınıfları, Karpowership’in önümüzdeki yıllarda daha büyük ve daha verimli sistemler geliştirmeye yöneldiğini gösteriyor.
Türkiye açısından bu filonun en dikkat çekici yönü yalnızca elektrik üretmesi değil; gemi inşası, enerji teknolojileri, lojistik ve uluslararası mühendislik hizmetlerini tek bir ihraç edilebilir çözümde birleştirmesi.
Gelecekteki başarısı ise açıklanan yeni kapasitenin ne kadarının gerçek projelere dönüşeceğine, bu projelerin maliyetine ve müşterilerin enerji sistemlerine sağladığı uzun vadeli katkıya bağlı olacak.