Sunday, 1 November 2026 | İstanbul 19°
USD/TRY 49,86 ▲ EUR/TRY 55,82 ▲ GBP/TRY 67,02 ▲ CHF/TRY 60,83 ▲
SON DAKİKA
İstanbul’da ekim ayı enflasyonu belli oldu Ünal Üstel’den GKRY’nin Doğu Akdeniz faaliyetlerine tepki Rumen milletvekili Constantinescu: Rusya-NATO çatışması önlenmeli Bahçeli’den “100 İl 1000 İlçe” önerisi: 19 yeni il, 78 yeni ilçe Binance, siber saldırı kaynaklı kayıpların yüzde 90’ını karşıladığını açıkladı Milli eskrimciler Gothenburg’dan 4 madalyayla döndü İstanbul’da ekim ayı enflasyonu belli oldu Ünal Üstel’den GKRY’nin Doğu Akdeniz faaliyetlerine tepki Rumen milletvekili Constantinescu: Rusya-NATO çatışması önlenmeli Bahçeli’den “100 İl 1000 İlçe” önerisi: 19 yeni il, 78 yeni ilçe Binance, siber saldırı kaynaklı kayıpların yüzde 90’ını karşıladığını açıkladı Milli eskrimciler Gothenburg’dan 4 madalyayla döndü
Ana Sayfa / Dünya / Haber
DÜNYA 4 dk okuma

Yunanistan’da Batı Nil virüsü vakaları 453’e, can kaybı 51’e yükseldi

Yunanistan’da 2026 başından 22 Ekim’e kadar 453 Batı Nil virüsü vakası tespit edildi, 51 kişi hayatını kaybetti. Uzmanlar, kuş göçleri ve sivrisinekler nedeniyle Trakya ve Ege kıyılarında risk oluşabileceği uyarısında bulundu.

Kaynak: Karadeniz Tellalı

Yunanistan’da Batı Nil virüsü nedeniyle 16-22 Ekim haftasında iki kişi daha hayatını kaybetti. 2026’nın başından 22 Ekim’e kadar tespit edilen vaka sayısı 453’e, toplam can kaybı 51’e yükseldi. Yoğun bakımda tedavi görenlerin sayısı 12 olarak kaydedildi. Hayatını kaybedenlerin 36 ile 92 yaşları arasında olduğu bildirildi.

Atina ve çevresinde vakaların yoğunlaştığı belirtilirken, Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu Nea Smirni, Nea Filadelfia, Dafni, Nikaia ve Peristeri’yi yüksek riskli alanlar arasında gösterdi.

Trakya ve Ege için risk uyarısı

Marmara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Turan, Yunanistan’daki vaka artışının Türkiye’nin sınır kentleri ve turistik bölgeleri açısından risk oluşturabileceğini söyledi. Turan, hastalığın insandan insana doğrudan bulaşmadığını; göçmen kuşların virüsü Trakya ve Ege’deki sulak alanlara taşıyarak yerli sivrisineklere aktarabileceğini belirtti.

Turan, Yunan adaları ile İzmir ve Muğla arasındaki feribot ve yat trafiğinde araç ya da bagajlarla taşınabilecek sivrisineklerin kıyılarda yeni odaklar oluşturma ihtimaline de dikkat çekti. Virüsün sınır tanımadığını belirten Turan, Trakya ve Ege kıyılarının yakından izlenmesi gerektiğini ifade etti.

Sıcaklık ve kuraklık yayılımı etkileyebilir

Turan’a göre mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıklar, virüsü taşıyan Culex cinsi sivrisineklerin daha hızlı üremesine ve virüsün bulaşıcı hale gelme sürecinin hızlanmasına yol açabiliyor. Kuraklıkla su kaynaklarının azalması da kuşlar ve sivrisineklerin daha dar alanlarda toplanmasına neden olabiliyor.

Havaların sonbaharda soğumasının riski hemen ortadan kaldırmayacağını belirten Turan, ılık kışların Türkiye’nin güney ve batısında sivrisineklerin daha uzun süre aktif kalmasına yol açabileceğini söyledi.

Asya kaplan sivrisineğine karşı önlem

Turan, Asya kaplan sivrisineğinin İstanbul’da ve Türkiye’nin kıyı şeritlerinde kalıcı hale geldiğini belirtti. Gündüzleri de aktif olan bu türün saksı altları, kova dipleri ve atık lastiklerde biriken az miktardaki suda üreyebildiğini kaydeden Turan, yalnızca gece yapılan ilaçlamaların bu sivrisinekle mücadelede yetersiz kalabileceğini söyledi. Türün Dang humması ve Zika virüsünü taşıma potansiyeli bulunduğunu belirterek mücadele için bilimsel çalışmalar yapılması gerektiğini vurguladı.

Turan, sivrisineklerin üremesini önlemek için saksı altları ve kovalardaki durgun suların boşaltılmasını, pencerelere sineklik takılmasını önerdi. Isırık bölgesinde aşırı şişme, su toplama veya iltihaplı yara görülmesinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Isırıktan sonraki 2-14 gün içinde yüksek ateş, şiddetli baş ve kas ağrısı, geçmeyen halsizlik, ense sertliği ya da bilinç bulanıklığı gelişirse vakit kaybetmeden doktora başvurulması uyarısında bulundu.

Sivrisinek ısırığında ilk adımlar

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, çocuklarda ısırılan bölgenin sabunlu suyla yıkanmasını ve soğuk uygulama yapılmasını önerdi. Kaşımanın yara ve enfeksiyon riskini artırabileceğini belirten Diktaş, çocuğun kaşımamasına yardımcı olunmasını ve tırnaklarının kısa tutulmasını söyledi.

Diktaş, belirgin kaşıntı ve şişlikte yaşa ve kiloya uygun antihistaminiklerin hekim veya eczacı önerisiyle kullanılabileceğini; kortizonlu kremlerin ise yalnızca uygun durumlarda, kısa süreli ve ince tabaka halinde uygulanması gerektiğini aktardı. Açık yara, akıntı, irin, kabuklanma veya enfeksiyon şüphesinde bu tür kremlerin gelişigüzel kullanılmaması gerektiğini kaydetti. Ateş, akıntı, hızla yayılan kızarıklık ya da ağrı görülmesi halinde evde tedaviyle vakit kaybedilmemesi gerektiğini belirtti.

Ayrı bir gündem başlığı olarak, Türkiye’nin 8.500 MW gücündeki yüzen enerji filosunun çalışma biçimi, projeleri ve gelecek planları Karpowership’in küresel ölçekteki yükselişinde ele alınıyor.

İlgili Haberler