MİT’e bağlı akademi, Ankara NATO Zirvesi öncesi rapor yayımladı
Milli İstihbarat Akademisi, gelecek hafta Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde yayımladığı raporda “NATO 3.0” tartışmalarını, Türkiye’nin rolünü ve savunma sanayisine atfedilen önemi değerlendirdi.
Milli İstihbarat Teşkilatı bünyesindeki Milli İstihbarat Akademisi, gelecek hafta Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’ne ilişkin “Ankara Zirvesi, NATO 3.0 Tartışmaları ve Türkiye” başlıklı 55 sayfalık bir rapor yayımladı.
Rapor, zirvenin savunma harcamaları, yük paylaşımı, Ukrayna’ya destek, Rusya kaynaklı tehditler, bölgesel güvenlik riskleri, İttifakın güney kanadının yeniden konumlandırılması ve savunma sanayisi üretim kapasitesi gibi başlıklarda şekilleneceğini belirtiyor. Bu alanların, 2022’de başlayan Ukrayna savaşı sonrasını ifade eden “NATO 3.0” tartışmasının somut gündemini oluşturduğu vurgulanıyor. Rapor, Soğuk Savaş dönemini “NATO 1.0”, Soğuk Savaş sonrasındaki alan dışı operasyonlar ve terörle mücadele anlayışını ise “NATO 2.0” olarak anımsatıyor.
Türkiye’nin, NATO 3.0 anlayışı açısından uygun ve önemli bir müttefik olduğu değerlendirmesi yapılan raporda; Türkiye’nin savunma sanayisi altyapısını geliştirmesi, terörle mücadelede saha tecrübesi, Karadeniz’de dengeleyici rolü, Orta Doğu’daki krizleri doğrudan yönetme kapasitesi ve kritik bölgelerde askeri-diplomatik esnekliği öne çıkarılıyor. Türkiye’nin zirve kapsamında savunma sanayisine ve ilk gün düzenlenecek Savunma Sanayisi Forumu’na özel önem atfettiği; burada çok sayıda işbirliğinin gündeme gelebileceği ifade ediliyor.
Rapor kapsamındaki tabloda, Türkiye’nin artıları arasında savunma sanayisi üretim kapasitesi, mühimmat sürdürülebilirliği, hibrit tehditlerle mücadele ve stratejik dayanıklılıkta özgün kapasite geliştirmesi ile TSK’nin farklı alanlardaki saha tecrübesi sıralanıyor. Müttefiklerden beklentiler ise çeşitli askeri yaptırımların kaldırılması, özellikle AB’nin savunma fonlarına katılım imkânı, terörle mücadelede destek ve İttifakın savunma-güvenlik taahhütlerinin yerine getirilmesi olarak yer alıyor.
Rapor, savunma harcamalarındaki artış hedefleriyle paralel şekilde Türkiye’nin savunma bütçesinin 2021’de 12,97 milyar dolardan 2025 tahminine göre 32,6 milyar dolara yükseldiğini aktarıyor. Ayrıca Adana’da kurulması planlanan NATO çok uluslu kolordu karargâhına atıf yapılıyor; 2023’te kurulmasına karar verilen Çokuluslu Kolordu Karargâhı-Türkiye (MNC-TR) ile bölgesel kuvvetlerin komuta-kontrolünün üstlenildiği, 2024’te kurulan Karadeniz Birleşik Görev Kuvveti’ne (CTF-Black) de 2028’e kadar ev sahipliği yapılacağı belirtiliyor.
İstihbarat boyutunda, yeni güvenlik ortamında servislerin klasik bilgi toplamanın ötesine geçerek daha operasyonel bir nitelik kazandığı; Türkiye ve dolayısıyla MİT’in son 20 yılda operasyonel kabiliyetini ve bölgesel etkinliğini güçlendirdiği, bunun NATO içinde istihbarat işbirliğine katkıyı derinleştirdiği ifade ediliyor.
Raporda Çin’e ilişkin değerlendirmelerde, ülkenin NATO açısından klasik anlamda bir düşman veya coğrafi cephe tehdidi olmaktan ziyade çok boyutlu bir meydan okuma olarak öne çıktığı; ekonomik ölçek, teknoloji üretim kapasitesi ve kritik altyapı yatırımlarının uluslararası rekabette avantaj sağladığı kaydediliyor. Çin dosyasının ekonomi, teknoloji bağımlılığı, veri güvenliği, yapay zekâ, siber alan, uzay ve kritik altyapı başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiği vurgulanıyor.