İsrail basınından Türkiye’nin savunma sanayisine analiz: Gözler Ankara’daki NATO Zirvesi’nde
İsrail’de yayımlanan bir analiz, Ankara’daki NATO Zirvesi öncesinde Türkiye’nin savunma sanayisindeki kapasite, ihracat ve teslimat hızını öne çıkardı. Analize göre Avrupa’nın artan savunma ihtiyacında Türkiye giderek daha belirleyici bir aktör haline geliyor.
İsrail’de yayın yapan Biz adlı haber sitesinde, gelecek hafta Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde Türkiye’nin savunma sanayisine odaklanan kapsamlı bir analiz yayımlandı. Analizde zirvenin yalnızca diplomatik bir buluşma olmadığı, Türkiye’nin son yıllarda inşa ettiği savunma ekosistemini Avrupa ve ABD’ye sergileyeceği bir vitrin niteliği taşıdığı belirtildi.
Haberde, Türkiye’nin artık sadece ordusunun büyüklüğü ve jeopolitik konumuyla değil; silah, mühimmat ve güvenlik sistemlerini hızlı ve rekabetçi maliyetlerle üretebilme kapasitesiyle de öne çıktığı ifade edildi. Analize göre Türkiye’nin yıllık savunma ihracatı 10 milyar doların üzerine çıkarken, geçen yılki ihracatın yüzde 56’sı ABD, Avrupa ülkeleri ve diğer Batılı müttefiklere yapıldı. Bu tablo, Ankara ile Batı arasında son dönemde artan yakınlaşmanın işareti olarak yorumlandı ve Türkiye’nin Avrupa güvenliğinde “artık göz ardı edilemeyecek” bir konuma geldiği savunuldu.
Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından Türk savunma ihracatının dört kat arttığına dikkat çekilen analizde, Avrupa’nın özellikle silahlı insansız hava araçları, 155 milimetrelik topçu mühimmatı, akıllı mühimmat ve hızlı üretilebilen savunma sistemlerine yönelik ihtiyacının belirgin biçimde yükseldiği değerlendirildi. Ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Avrupalı müttefiklerden daha fazla savunma harcaması talep etmesinin, Türkiye açısından ekonomik ve jeopolitik fırsatlar doğurduğu ifade edildi.
NATO bağlamında temel meselenin yalnızca bütçeleri artırmak değil, yeterli miktarda silah ve mühimmat üretebilecek sanayi kapasitesini oluşturmak olduğu vurgulandı. Soğuk Savaş sonrası birçok Avrupa ülkesinde savunma sanayisinin küçültüldüğü, buna karşılık Türkiye’nin büyük ordusunu koruyup yerli üretime yatırım yaptığı kaydedildi. Analize göre Türkiye bugün ABD’nin ardından NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip ve savunma harcamaları geçen yıl yaklaşık yüzde 7 artarak 30 milyar dolara ulaştı.
Avrupa için bir diğer zorluğun üretim hızı olduğuna dikkat çekilen haberde, yeni fabrikaların kapasite artırmasının yıllar alabileceği, Türkiye’nin ise mevcut yüksek üretim altyapısı, görece düşük maliyetleri ve sahadan sürekli geri bildirim alan ordusuyla avantaj elde ettiği belirtildi. Acil tedarik ihtiyacında hızın belirleyici olduğu vurgulanırken, “Türklerin hızına yetişmek zor” ifadesine yer verildi.
Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar TB2’nin, Ukrayna savaşından önce dahi dünya çapında bilinen bir platform haline geldiği ve düşük maliyetle yüksek etki sağlayan sistemlerin sembollerinden biri olarak öne çıktığı aktarıldı. Modern savaşta kamikaze dronlar, keşif İHA’ları, elektronik harp ve sinyal karıştırma teknolojilerinin yoğun kullanıldığı; Türkiye’nin bu alanlarda sürekli yeni ürünler geliştirdiği not edildi.
Analizde, Türkiye’nin yalnızca İHA üretmediği; eğitim uçakları, savaş gemileri, zırhlı araçlar, akıllı mühimmat, elektronik sistemler ve motor teknolojilerinde de ilerleme kaydettiği ifade edildi. Baykar’ın Avrupa pazarında etkinliği artırmak için İtalyan savunma şirketi Leonardo ile ortak girişim kurduğu, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin (TUSAŞ) İspanya ile eğitim uçağı anlaşması imzaladığı ve Türkiye’nin ilk kez Romanya’ya savaş gemisi ihraç ettiği hatırlatıldı.
Türkiye’nin yalnızca silah üretiminde değil, NATO altyapı projelerinde de daha fazla rol almak istediği öne sürüldü. Bu kapsamda, ittifakın 28 milyar dolarlık yakıt altyapı programı çerçevesinde yer altı yakıt boru hatlarının geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflediği iddia edildi. Analizde yakıt lojistiğinin, modern orduların kesintisiz harekât kabiliyeti için silah sistemleri kadar kritik olduğunun altı çizildi.
İsrail basınına göre Ankara’daki NATO Zirvesi’nde savunma harcamaları, güvenlik iş birlikleri ve yeni sanayi ortaklıkları öne çıkacak. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin başkanlık edeceği toplantılarda, Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirmeye dönük yeni anlaşmaların duyurulabileceği; küresel silahlanma eğilimindeki artışın savunma ve askeri teknoloji yatırımlarını hızlandırdığı değerlendirildi.
