Mahmut Arıkan’dan BM’ye eleştiri: “Hukukun gücü değil, güçlünün hukuku hakim”
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, BM Genel Kurulu bağlamında mevcut uluslararası düzene tepki göstererek “hukukun gücü değil, güçlünün hukuku hakim” dedi ve kuruma adil bir düzen çağrısı yaptı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu üzerinden uluslararası düzene yönelik eleştirilerde bulundu. Arıkan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Bugünkü uluslararası düzende hukukun gücü değil, güçlünün hukuku hakimdir” ifadelerini kullandı.
BM’nin güçlülerin ayrıcalıklarını koruyan bir mekanizma değil, mazlumun hakkını koruyabilen bir adalet zemini olması gerektiğini savunan Arıkan, savaş ve krizlerin neden olduğu sivil kayıplara ve kitlesel yerinden edilmelere rağmen BM kürsüsünde “hukuk” ve “barış” söylemlerinin sürdüğünü belirtti.
Arıkan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın BM Genel Kurulu’na katılımının engellendiğini, buna karşılık İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Genel Kurul’da konuşabildiğini öne sürerek bunu “çifte standart” olarak nitelendirdi.
“Mesele bütün devletleri aynı kefeye koymak değildir” diyen Arıkan, başta ABD ve İsrail olmak üzere bazı ülkelerin uluslararası hukuku çıkarlarına göre eğip büktüğünü savundu; BM kararlarının hiçe sayılmasına karşın uluslararası toplumun sonuç üretemediğini ifade etti. “Dünya beşten büyüktür” vurgusunu yineleyen Arıkan, dünyanın beş ülkenin insafına bırakılmayacağı adil bir düzen çağrısında bulundu.
Mevcut düzenin “çürüdüğünü” ve “iflas ettiğini” ileri süren Arıkan, bu düzenin değişmesi gerektiğini söyledi ve “gücün değil, hakkın güçlü olduğu adil ve yeni bir dünya” hedefini dile getirdi.

Benzer bir gündem başlığında, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı övmesinin ve Türkiye’ye F-35 satışı için olumlu sinyal vermesinin ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Trump’la telefon görüşmesinde Türkiye’ye ilişkin endişelerini ilettiği; İsrail basınına göre ABD’de F-35 satışına muhalefeti güçlendirmeyi ve gerekirse Trump’la karşı karşıya gelebileceğini göstermeyi hedeflediği aktarılıyor; bu çerçeve Türkiye’ye F-35 satışı tartışmasına ilişkin Netanyahu–Trump teması içinde ele alınıyor.