ABD’nin yeni Ukrayna barış paketi tartışılıyor: NATO’dan vazgeçme, AB üyeliği ve yaptırım gevşemesi seçenekleri
ABD yönetiminin Ukrayna savaşını sona erdirmek için yeni bir diplomatik paket hazırladığı bildiriliyor. The Economist’e göre plan, Kiev’in NATO üyeliğinden vazgeçmesi karşılığında AB üyeliği ve yatırım desteği, Donbas’ta tampon bölge ve Rusya’ya yönelik yaptırımların gevşemesini içeriyor. Ancak taraflardan onay açıklaması gelmedi; önceki girişimler de sonuç vermedi.
ABD’li yetkililerin, Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmeyi amaçlayan yeni bir diplomatik paket üzerinde çalıştığı ileri sürüldü. The Economist’in aktardığı taslağa göre, Kiev’in NATO üyeliğinden vazgeçmesi karşılığında Avrupa Birliği (AB) üyeliği ve yatırım desteği gündeme gelirken, Donbas’ta askerden arındırılmış bir tampon bölge oluşturulması, Rusya’ya yönelik yaptırımların gevşetilmesi ve Moskova-Washington ekonomik ilişkilerinin yeniden tesisi değerlendiriliyor.
Ukrayna’nın AB’ye kabulü, ABD’nin tek başına karar verebileceği bir konu değil; üye ülkelerin onayını gerektiriyor. Taraflardan yeni pakete ilişkin resmi kabul açıklaması da henüz yapılmadı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Ocak 2025’te göreve dönmesinin ardından Washington, savaşın hızlı biçimde sonlandırılacağı mesajıyla diplomatik girişimlerini artırdı. 11 Mart 2025’te Cidde’de ABD ve Ukrayna heyetleri, Rusya’nın da kabul etmesi koşuluyla 30 günlük bir ateşkes önerisinde uzlaştı. Moskova ise ateşkesin Ukrayna ordusuna yeniden silahlanma fırsatı vermemesi gerektiğini savunarak koşullar ileri sürdü. Aynı yıl Karadeniz’de gemilere yönelik saldırıların durdurulması ve enerji altyapısının korunmasına ilişkin görüşmeler yapıldı ancak uygulama koşulları ve yaptırımlar konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle kapsamlı bir ateşkes sağlanamadı. Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ağustos 2025’te Alaska’da gerçekleştirdiği zirve de kalıcı bir anlaşma üretmedi.
Kasım 2025’te ortaya çıkan 28 maddelik Amerikan barış taslağı; savaşın sona erdirilmesi karşılığında Ukrayna ordusunun 600 bin askerle sınırlandırılmasını, ülkenin NATO üyeliğinden vazgeçmesini ve işgal altındaki bölgelerde Rusya lehine toprak düzenlemeleri yapılmasını öngörüyordu. Axios’un yayımladığı taslakta, Rusya’ya yaptırımların aşamalı kaldırılması, Moskova’nın G8’e dönmesi ve dondurulmuş Rus varlıklarının ekonomik projelerde kullanılması da yer aldı. Kiev ve bazı Avrupa başkentleri özellikle toprak tavizleri ve güvenlik garantileri başlıklarında itirazlarını dile getirdi. Plan sonraki müzakerelerde revize edilse de üzerinde uzlaşılan nihai bir metne dönüşmedi; 2026 başındaki temaslar da temel anlaşmazlıkları çözemedi.
2026 boyunca Washington; hava saldırılarının durdurulması, cephe hattında ateşkes ve Donbas’ta tampon bölge oluşturulması gibi seçenekleri masaya getirdi. Putin, ağustos ayında bazı önerileri “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Eylülde bu kez Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner Moskova’da Putin’le görüştü; ardından Kiev’e geçti ancak anlaşma ilan edilmedi. The Washington Post’un 13 Ekim’de aktardığı dört başlıklı yeni yaklaşım, Ukrayna’nın yeniden inşası, Batılı güvenlik garantileri, mevcut cephe hattında ateşkes ve enerji anlaşmalarını bir araya getiriyordu.
Son tekliflerde Rusya’ya ticari teşvikler, Ukrayna’ya ise güvenlik ve yatırım vaatleri öne çıksa da savaşın temel sorunu değişmedi: Moskova toprak taleplerinden, Kiev ise egemenlik ve güvenlik koşullarından vazgeçmiyor. Washington’un art arda hazırladığı planlar şimdiye dek çatışmaları sona erdiremedi.

Benzer bir gündem başlığında, APEC Zirvesi kapsamındaki olası Trump–Putin–Şi buluşmasının somut sonuç doğurmasa bile özellikle Vladimir Putin açısından “aynı masada görünme” imajıyla diplomatik kazanım sayılabileceği; buna karşılık gerçek anlaşma ihtimalinin sınırlı olduğu, Ukrayna ve Avrupa ülkelerinin katılımları olmadan güvenliklerine dair kararları kabul etmeyecekleri ve Çin’in itibarının Washington ile Moskova’nın çelişen çıkarlarına hizmet eder görünme riskiyle karşılaşabileceği belirtiliyordu; bu çerçeve, barış paketi seçeneklerinin uluslararası sahnedeki sembolik hamlelerle nasıl kesiştiğini hatırlatıyor.